İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.[3293-Tirmizî]

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Babam sürekli bu hadisi şerifi anneme ve bana söylüyor erkekler kadınlardan üstündür ve itaat etmemiz gerektiğini basit şeylere itiraz bile etsem ben senin babanım yapmak zorundasın deyip bu hadisi söylüyor

Böyle bir şey kuranı kerimde geçer mi doğru mudur saygısızlık yapmak istemesem de bana bazı hadisler çok garip geliyor kuranda ne yazar bu konu ile ilgili
 

ÖmerZ

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
34
Tepkime puanı
18
Babam sürekli bu hadisi şerifi anneme ve bana söylüyor erkekler kadınlardan üstündür ve itaat etmemiz gerektiğini basit şeylere itiraz bile etsem ben senin babanım yapmak zorundasın deyip bu hadisi söylüyor

Böyle bir şey kuranı kerimde geçer mi doğru mudur saygısızlık yapmak istemesem de bana bazı hadisler çok garip geliyor kuranda ne yazar bu konu ile ilgili


İslam, aile içerisinde erkeğe kadından daha çok görev ve sorumluluk yüklemiştir. Mesela evin geçimini sağlamak erkeğe farzdır. Hanımının giyim kuşamı, yeme içmesi, çocuklarının geçimi erkeğe aittir. Kadının şahsi mülkünden, aldığı miras payından, eşinin rızasıyla ve helal dairede çalışıyorsa kazandığı paradan, mehrinden kocasına ve çocuklarına harcama yapma zorunluluğu yoktur. “Kadınların örfen ayıplanmayacak işler hariç, ev işlerini yapma” gibi bir zorunluluğu da yoktur. Eğer kadın dilerse ve erkeğin de maddi gücü buna uygunsa eve hizmetçi isteme hakkı vardır. Kadının ilaç masraflarından tutalım, vefat ettiğinde giyeceği kefenin parasına kadar tüm ihtiyaçları erkeğin üzerine verilmiş bir sorumluluktur. (Ancak tüm bu haklara rağmen ev içerisindeki huzurun temini için bu meseleler eşler arasında sorun haline dönüştürülmemelidir.) Erkeğin kadına ev içerisinde güzel davranması, iyilikle muamelede bulunması gerekir. Hanımına hakaret edemez, ona “çirkin” diyemez, eşinin güzelliklerini görmek ve kötü huylarını değil, olumlu özelliklerini düşünmek durumundadır.

Bunlar ev içerisinde kadının haklarından bir kısmıdır. İslam, kadına bu hakları bahşettiği için ve erkeğin kadına ve evine karşı fazladan sorumluluğu olduğu için rivayetteki ve benzeri hadis-i şeriflerdeki ve kadının erkeğe itaat etmesinin emredildiği nasslar ile kadının erkek karşısında patron konumuna bürünmesinin önüne geçilmiştir. “Eğer Allah’tan başkasına secde edilecek olsaydı kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” gibi hadisler, kadına verilen bu haklar karşısında kocaların ezik duruma düşmesini önlemiştir. Zira evlilik güç mücadelesinin, hak yarıştırmanın yeri değil; sevgi, merhamet ve muhabbetin yaşanacağı ve hayırlı nesillerin yetiştirileceği bir kurumdur. Dolayısıyla, erkek ve kadın sahip olduğu haklarını haddini bilerek kullanmalı, kadına sosyal ve ekonomik güvencesi için verilmiş hakları kadın istismar ederek diklenmemeli, ailenin sevgi ve güven iklimini zedelememelidir. İslam’da Allah’tan (cc) başka hiçbir şeye secde edilmeyecek olduğu da zaten her Müslümanın malumudur. Hadiste de böyle bir emir görülmemektedir.

Allah (cc), ayet-i kerimede konuyla ilgili şöyle buyurmuştur: “… Bir de (erkekler kendi) mallarından infak etmektelerdir. Hayırlı kadınlar itaatli olanlardır...” (Nisa, 4/34). Her konuda olduğu gibi bu konuda da dengeleri koruyan İslam, erkeğe verilen sorumlulukların yanında kadına da “erkeğinin rızasını kazanma ve (meşru konularda) ona itaat etme yani erkeğe uyum sağlama” görevini vererek, hak ve hukukların eşler arası güç dengesizliğine dönüşmesini engellemiştir, kimseyi kimseye ezdirmemiştir. Çünkü aile hayatı karşılıklı huzurun yaşanacağı yer olmalıdır.

Dolayısıyla bu bilgi ve manalar ışığında hadis-i şerif okunduğunda hadis inkârcılarının iddia ettiği gibi hadis-i şerifte kadının erkeğe kul-köle kılınması gibi bir durumun söz konusu olmadığı görülmektedir.
 

VOYAGER

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
8 Şubat 2024
Mesajlar
27
Tepkime puanı
3
Muhterem @nur98, babanız kesinlikle yanlış biliyor. Babanız gibiler içinAllah Teâlâ sizin sûretlerinize (bedenlerinize ve yüzlerinize) değil, kâlplerinize (niyet ve amellerinize, takva derecenize) bakar.” (Müslim, Birr 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9.) hadisi aslında ve kesinlikle okkalı bir cevaptır. Hadisin mânâsından anlaşılmaktadır ki, insanın aslı, onun sûreti olamaz, çünkü Allah (C.C.) tarafından muhatap alınan varlık o görünen varlık değil, insanın aslı olan onun görünmeyen varlığı yâni rûhudur. O halde Allah indinde kişinin vücut cinsinin yâni o insan bireyin erkek veya kadın olmasının zerre kadar önemi olamaz.

Bununla beraber maalesef bu hadisin yorumu asırlarca çoğu kez hep yüzeysel yapılmış ve hem muhtemelen bu pek düşünülmediği için ve hem de muhtemelen erkek kişilerin pek de işlerine gelmediği için, bilebildiğim kadarıyla bu yorum hemen hemen hiç ifade edilmemiştir. Erkek kişinin kadın kişiye veya kadın kişinin erkek kişiye Allah indinde üstünlüğü, ancak ve sadece takva derecesi yönünden olabilir, onun dışında birinin diğerine Allah indinde hiçbir üstünlüğü bu durumda yoktur, ayrıca her ikisi de Allah indinde eşit haklara sahiptir. Her ikisi de aynı amel için aynı sevabı veya aynı günahı alırlar. Bu da onların sorumluluk bakımından zaten eşit oldukarını, birinin diğerine üstün olamayacağını zaten göstermiyor mu?

Allah (C.C.) yaşadığımız hayatı ve canlıların sûretlerini en başta kurgulayıp tasarlamış ve sonra onları yaratmıştır. İnsanlara akıl denilen özelliği vermiş ve o aklın itiraz edemeyeceği en mümkün ve güzel bir hayat modeli olan bildiğiniz iki cinsiyete dayalı bir şekilde onlara sûret vermiştir. Eğer Allah (C.C) dilemiş olsaydı, her insanı birer birer ilk insan ve peygamber Hz. Âdem gibi topraktan yaratabilirdi ve o zaman zaten cinsiyet kavramına da ihtiyaç olmazdı. Fakat o vakit insan toplumu ve toplum hayatının nasıl olacağını bizler pek öngöremesek de, böyle bir hayat modelini Allah insanlar için tercih etmemiştir. Esasen cinsiyet kavramına ihtiyaç olmadan ama topraktan değil de, nûr denilen bilemediğimiz bir cevherden yarattığı bir Melekler topluluğu zaten mevcuttur.

İşte bu yüzden olsa gerektir ki, Allah (C.C.) insanları iki farklı cinsiyet hâlinde, erkek cinsiyeti sûreti ile ve cins-i lâtif de denilen kadın cinsiyeti sûretinde yaratmayı tercih etmiştir. İlk insan Hz. Âdem'in erkek sûretinde olması erkek kişilerin kadın kişilerden üstün olduğu sonucunu asla ve asla vermez, veremez! Erkek sûretine, fiziksel olarak daha güçlü olma ve daha ağır maddeleri kaldırma gücü verilmiş olması onun beden gücü ile yapılması gereken işleri yapmasını kolaylaştırmak içindir. Kadın sûretine, insan türüne ait annelik görevi verildiği için onun sûreti elbette nârin olacak şekilde yaratılmıştır. Erkek sûretinin beden işçiliğinde kadın sûretine üstün olması elbette bir gerçektir ve aile kuruculuğunda ve kurumunda erkek kişinin mâli bakımdan ağır bir sorumlululuğu vardır ama sırf bu yüzden erkek kişilerin kadın kişileri emirleri altında asırlar önceki bir tür köle gibi görmek istemeleri çok itici ve bencilce bir düşünce tarzıdır. Ne böyle bir yetkileri ne de böyle bir hakları vardır! Bunun aksi olan hadis öne süreceklere peşinen sormak gerekir ki, öncelikle o hadis kesinlikle sahih midir, eğer sahih ise o kendilerinin anladığı sözde erkek üstünlüğü mü kast edilmiştir yoksa ailede görev paylaşımından doğan karşılıklı saygının kadın sûretine verdiği nezaket mi kast edilmiştir? Bu yüzden erkek kişilerin, zevcenin zevce nezaket ve muhabbet görevini, âdeta asırlar önceki köle ve efendi arasındaki itaate benzetmeye kalkışmaları ve bunun böyle olduğunu bir de hâdlerini aşarak hayâsızca savunmaları çok çirkin ve edepsizce olup kesinlikle gayrî islamî ve gayrî insanî bir tutumdur.

Muhtemelen sizin babanız benim açıklamalarımı dudak bükerek kabul etmeyecek ve maalesef hadsizliğe devam edecektir. Allah ona idrâk versin diye dua edilebilir tavsiyesinde bulunmak isterim eğer incinmezseniz. Hürmetler.
 

omer_ömer

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
34
Tepkime puanı
9
Babam sürekli bu hadisi şerifi anneme ve bana söylüyor erkekler kadınlardan üstündür ve itaat etmemiz gerektiğini basit şeylere itiraz bile etsem ben senin babanım yapmak zorundasın deyip bu hadisi söylüyor

Böyle bir şey kuranı kerimde geçer mi doğru mudur saygısızlık yapmak istemesem de bana bazı hadisler çok garip geliyor kuranda ne yazar bu konu ile ilgili
Hadis doğru..

Ancak sizin kabul edebilir olmanız için illa ki aklınıza uygun mu olması gerekir.? Aklınıza uygun olmayan bir söz hadis olamaz mı.?
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Muhterem @nur98, babanız kesinlikle yanlış biliyor. Babanız gibiler içinAllah Teâlâ sizin sûretlerinize (bedenlerinize ve yüzlerinize) değil, kâlplerinize (niyet ve amellerinize, takva derecenize) bakar.” (Müslim, Birr 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9.) hadisi aslında ve kesinlikle okkalı bir cevaptır. Hadisin mânâsından anlaşılmaktadır ki, insanın aslı, onun sûreti olamaz, çünkü Allah (C.C.) tarafından muhatap alınan varlık o görünen varlık değil, insanın aslı olan onun görünmeyen varlığı yâni rûhudur. O halde Allah indinde kişinin vücut cinsinin yâni o insan bireyin erkek veya kadın olmasının zerre kadar önemi olamaz.

Bununla beraber maalesef bu hadisin yorumu asırlarca çoğu kez hep yüzeysel yapılmış ve hem muhtemelen bu pek düşünülmediği için ve hem de muhtemelen erkek kişilerin pek de işlerine gelmediği için, bilebildiğim kadarıyla bu yorum hemen hemen hiç ifade edilmemiştir. Erkek kişinin kadın kişiye veya kadın kişinin erkek kişiye Allah indinde üstünlüğü, ancak ve sadece takva derecesi yönünden olabilir, onun dışında birinin diğerine Allah indinde hiçbir üstünlüğü bu durumda yoktur, ayrıca her ikisi de Allah indinde eşit haklara sahiptir. Her ikisi de aynı amel için aynı sevabı veya aynı günahı alırlar. Bu da onların sorumluluk bakımından zaten eşit oldukarını, birinin diğerine üstün olamayacağını zaten göstermiyor mu?

Allah (C.C.) yaşadığımız hayatı ve canlıların sûretlerini en başta kurgulayıp tasarlamış ve sonra onları yaratmıştır. İnsanlara akıl denilen özelliği vermiş ve o aklın itiraz edemeyeceği en mümkün ve güzel bir hayat modeli olan bildiğiniz iki cinsiyete dayalı bir şekilde onlara sûret vermiştir. Eğer Allah (C.C) dilemiş olsaydı, her insanı birer birer ilk insan ve peygamber Hz. Âdem gibi topraktan yaratabilirdi ve o zaman zaten cinsiyet kavramına da ihtiyaç olmazdı. Fakat o vakit insan toplumu ve toplum hayatının nasıl olacağını bizler pek öngöremesek de, böyle bir hayat modelini Allah insanlar için tercih etmemiştir. Esasen cinsiyet kavramına ihtiyaç olmadan ama topraktan değil de, nûr denilen bilemediğimiz bir cevherden yarattığı bir Melekler topluluğu zaten mevcuttur.

İşte bu yüzden olsa gerektir ki, Allah (C.C.) insanları iki farklı cinsiyet hâlinde, erkek cinsiyeti sûreti ile ve cins-i lâtif de denilen kadın cinsiyeti sûretinde yaratmayı tercih etmiştir. İlk insan Hz. Âdem'in erkek sûretinde olması erkek kişilerin kadın kişilerden üstün olduğu sonucunu asla ve asla vermez, veremez! Erkek sûretine, fiziksel olarak daha güçlü olma ve daha ağır maddeleri kaldırma gücü verilmiş olması onun beden gücü ile yapılması gereken işleri yapmasını kolaylaştırmak içindir. Kadın sûretine, insan türüne ait annelik görevi verildiği için onun sûreti elbette nârin olacak şekilde yaratılmıştır. Erkek sûretinin beden işçiliğinde kadın sûretine üstün olması elbette bir gerçektir ve aile kuruculuğunda ve kurumunda erkek kişinin mâli bakımdan ağır bir sorumlululuğu vardır ama sırf bu yüzden erkek kişilerin kadın kişileri emirleri altında asırlar önceki bir tür köle gibi görmek istemeleri çok itici ve bencilce bir düşünce tarzıdır. Ne böyle bir yetkileri ne de böyle bir hakları vardır! Bunun aksi olan hadis öne süreceklere peşinen sormak gerekir ki, öncelikle o hadis kesinlikle sahih midir, eğer sahih ise o kendilerinin anladığı sözde erkek üstünlüğü mü kast edilmiştir yoksa ailede görev paylaşımından doğan karşılıklı saygının kadın sûretine verdiği nezaket mi kast edilmiştir? Bu yüzden erkek kişilerin, zevcenin zevce nezaket ve muhabbet görevini, âdeta asırlar önceki köle ve efendi arasındaki itaate benzetmeye kalkışmaları ve bunun böyle olduğunu bir de hâdlerini aşarak hayâsızca savunmaları çok çirkin ve edepsizce olup kesinlikle gayrî islamî ve gayrî insanî bir tutumdur.

Muhtemelen sizin babanız benim açıklamalarımı dudak bükerek kabul etmeyecek ve maalesef hadsizliğe devam edecektir. Allah ona idrâk versin diye dua edilebilir tavsiyesinde bulunmak isterim eğer incinmezseniz. Hürmetler.
Elinize sağlık teşekkür ediyorum emeğiniz için

2 haftadır zaman ayırmasını istiyordum zar zor 10 dk ayırdı az önce

Öncelikle anlatmaya başladım, kurana inanıyorum delillerden başladım zariyat 47, zümer 6, en am 125, kıyamet 36 37, naziat 30, enbiya 32, furkan 53 hani inanmadığımı düşümesin diye hak din biliyorum inanıyorum ama sorguladığımı sanıyor.

Sonra başladım hadislerden sadece düşünmesini istedim anlattım bak hadiste bunu diyor ama kuranı kerimde bu var kurana iman hadislere kritik etmeliyiz vs dini yanlış tanıtıyorlar bu sebeple insanlar şeriat istemiyor ayrıca benim ailem de öyle görüyor 40 bin söze nasıl iman edilir?

10 dk içinde 4 kez gözleri kapandı 20 kez yeter ben uyucam artık dedi oysa ki daha kurandaki ayetlerden bahsedecektim nahl 16, ankebut 51, meryem 64, saffat 154 157, kalem 36 37 enbiya 45kehf 26 27,enam 115, enam 38 , yasin 69, isra 89 gibi

Sıra geldi bu hadise kendi yatağına yatmıştı zaten peşinde dolanıyordum o sırada

''İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.''​

bunu sürekli söylüyorsun dedim sizin de yazdıklarınızdan bahsettim biraz gülmeye başladı annem de rahatsız olduğunu söylemişti bu durumdan ama o da alay etmeye devam etti tabi

21 yaşımdayım hala babamla oturup sohbet edemiyorum ya takmıyor ya da her söylediğime itiraz ediyor saygı gösterdikçe arttırıyor alttan alıyorum yine aynı çok ilgili ailesine çocuğuna eşine ama 5 dk ayırmak istemiyor akşam 7 de evde olması gerekirken gece 1 e kadar kahvede cumartesi pazar da aynı gece geliyor.

Çok seviyorum ailemi ama ne yaparsam da olmuyor önereceğiniz bir şey bir ayet var mıdır bu durum için

Tekrardan teşekkür ediyorum ilginiz için Allah razı olsun
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Hadis doğru..

Ancak sizin kabul edebilir olmanız için illa ki aklınıza uygun mu olması gerekir.? Aklınıza uygun olmayan bir söz hadis olamaz mı.?
Evet aklıma yatmayan bir dine inanamayacağım gibi aklıma yatmayan bir hadis olunca da araştırmaya çalışıyorum elimden geldiği kadar

Kuranı kerimde bu konu hakkında ne yazar demişim siz sadece hadis doğru demişsiniz. sorumun yanıtı bu değil

Aklıma yatmayan bir söz hadis olabilir tabi ama ben hadise iman etmem aklıma yatan sünnetleri de uygulamaya özen gösteririm yeter ki yanlışa düşmeyelim düşüncesiyle
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
İslam, aile içerisinde erkeğe kadından daha çok görev ve sorumluluk yüklemiştir. Mesela evin geçimini sağlamak erkeğe farzdır. Hanımının giyim kuşamı, yeme içmesi, çocuklarının geçimi erkeğe aittir. Kadının şahsi mülkünden, aldığı miras payından, eşinin rızasıyla ve helal dairede çalışıyorsa kazandığı paradan, mehrinden kocasına ve çocuklarına harcama yapma zorunluluğu yoktur. “Kadınların örfen ayıplanmayacak işler hariç, ev işlerini yapma” gibi bir zorunluluğu da yoktur. Eğer kadın dilerse ve erkeğin de maddi gücü buna uygunsa eve hizmetçi isteme hakkı vardır. Kadının ilaç masraflarından tutalım, vefat ettiğinde giyeceği kefenin parasına kadar tüm ihtiyaçları erkeğin üzerine verilmiş bir sorumluluktur. (Ancak tüm bu haklara rağmen ev içerisindeki huzurun temini için bu meseleler eşler arasında sorun haline dönüştürülmemelidir.) Erkeğin kadına ev içerisinde güzel davranması, iyilikle muamelede bulunması gerekir. Hanımına hakaret edemez, ona “çirkin” diyemez, eşinin güzelliklerini görmek ve kötü huylarını değil, olumlu özelliklerini düşünmek durumundadır.

Bunlar ev içerisinde kadının haklarından bir kısmıdır. İslam, kadına bu hakları bahşettiği için ve erkeğin kadına ve evine karşı fazladan sorumluluğu olduğu için rivayetteki ve benzeri hadis-i şeriflerdeki ve kadının erkeğe itaat etmesinin emredildiği nasslar ile kadının erkek karşısında patron konumuna bürünmesinin önüne geçilmiştir. “Eğer Allah’tan başkasına secde edilecek olsaydı kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” gibi hadisler, kadına verilen bu haklar karşısında kocaların ezik duruma düşmesini önlemiştir. Zira evlilik güç mücadelesinin, hak yarıştırmanın yeri değil; sevgi, merhamet ve muhabbetin yaşanacağı ve hayırlı nesillerin yetiştirileceği bir kurumdur. Dolayısıyla, erkek ve kadın sahip olduğu haklarını haddini bilerek kullanmalı, kadına sosyal ve ekonomik güvencesi için verilmiş hakları kadın istismar ederek diklenmemeli, ailenin sevgi ve güven iklimini zedelememelidir. İslam’da Allah’tan (cc) başka hiçbir şeye secde edilmeyecek olduğu da zaten her Müslümanın malumudur. Hadiste de böyle bir emir görülmemektedir.

Allah (cc), ayet-i kerimede konuyla ilgili şöyle buyurmuştur: “… Bir de (erkekler kendi) mallarından infak etmektelerdir. Hayırlı kadınlar itaatli olanlardır...” (Nisa, 4/34). Her konuda olduğu gibi bu konuda da dengeleri koruyan İslam, erkeğe verilen sorumlulukların yanında kadına da “erkeğinin rızasını kazanma ve (meşru konularda) ona itaat etme yani erkeğe uyum sağlama” görevini vererek, hak ve hukukların eşler arası güç dengesizliğine dönüşmesini engellemiştir, kimseyi kimseye ezdirmemiştir. Çünkü aile hayatı karşılıklı huzurun yaşanacağı yer olmalıdır.

Dolayısıyla bu bilgi ve manalar ışığında hadis-i şerif okunduğunda hadis inkârcılarının iddia ettiği gibi hadis-i şerifte kadının erkeğe kul-köle kılınması gibi bir durumun söz konusu olmadığı görülmektedir.
Kuranı kerimde böyle bir kelimenin eşi benzeri olmadığını düşünüyorum açıkçası islam dini basit bir din değil haşa sağlam delilleri olan hak din

Hadis i şerifte insanın insana tapması gibi bir olaydan bahsedilmesi bence çok çirkin hele ki dünyada bu kadar insan kadınları 2. sınıf insan görmesine sebep olan yegane sözlerden biri olduğunu düşünüyorum

Kuranı kerime göre yaşamamız her günümüzün islama uygun olması gerekirken hadislere iman edilip kuranda asla bulunmayan çirkin yönlendirmeler beni üzüyor gerçekten, hayvanlar hakkında söylenen kuranı kerimde şu hayvanı öldürün bilmem kaç sevap bu havanı öldürmeyen bizden değildir diye bir şey geçtiğini duymadım

Onlar masumdur faydalılardır bazıları karnımız doyurmamız için bazıları giyinmemiz için.... varlar durduk yere işkence olsun diye öldürelim diye değil

Bu kelimeleri yazan kitabın bir kapağından diğer kapağına kadar arasında bulunan sayfalara inanmak güç
 

ÖmerZ

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
34
Tepkime puanı
18
Kuranı kerimde böyle bir kelimenin eşi benzeri olmadığını düşünüyorum açıkçası islam dini basit bir din değil haşa sağlam delilleri olan hak din

Hadis i şerifte insanın insana tapması gibi bir olaydan bahsedilmesi bence çok çirkin hele ki dünyada bu kadar insan kadınları 2. sınıf insan görmesine sebep olan yegane sözlerden biri olduğunu düşünüyorum

Kuranı kerime göre yaşamamız her günümüzün islama uygun olması gerekirken hadislere iman edilip kuranda asla bulunmayan çirkin yönlendirmeler beni üzüyor gerçekten, hayvanlar hakkında söylenen kuranı kerimde şu hayvanı öldürün bilmem kaç sevap bu havanı öldürmeyen bizden değildir diye bir şey geçtiğini duymadım

Onlar masumdur faydalılardır bazıları karnımız doyurmamız için bazıları giyinmemiz için.... varlar durduk yere işkence olsun diye öldürelim diye değil

Bu kelimeleri yazan kitabın bir kapağından diğer kapağına kadar arasında bulunan sayfalara inanmak güç

Akıl, kullanım metoduna göre rahmete vesile iken kullanım metoduna göre de fitneye sebeptir. Akıl dediğimiz şey, vahyin önüne geçerse bu, aklı kullanmak olmaz. Hükmü net olan, ayet ve sahih hadislerde açıkça belirtilmiş konularda artık akıl kullanılarak o mesele inkâr ediliyorsa bu aklı kullanarak doğruyu bulmak değil, aklı kullanarak yoldan çıkmak olur. Aklî meziyetler, vahyi değiştirmek için değil vahyi anlamak için kullanılır. Ayet ve hadislerde net belirtilmemiş ve içtihada açık konularda ise akıl devrededir. Bu, dört hak mezhebin doğmasına vesile olmuştur ki temel esaslarda değil; muamelatta, ayrıntı uygulamalarda Kur’an ve sünnet eksenli aklı kullanarak sonuçlara varma meselesi ümmet için rahmettir, kolaylıktır ve gerekliliktir.

Kâinatta aklını ilk kullanıp kıyasa kalkışan İblis’in Allah’ın (cc) rahmetinden kovulma hadisesi bizlere, ortada bir vahiy, Allah’ın emri varsa orada aklın, vahyin önüne hiçbir şekilde geçemeyeceğinin dersini vermektedir. Sözde “aklı kullanan” itikatların bu anlayışıyla ortaya çıkarmış oldukları Kur’an ayetlerinin anlamlarını bozma girişimleri, ayetleri sembolik anlatımlara dönüştürme ve sünnet karşıtlığı, vahiyle bildirilmiş meselelerin inkârına sebep olmaktadır. Akıl kullanılarak(!) vahyin öğrettiği helaller haram, haramlar helal yapılmış, pek çok hak olan mesele batıl görülmeye, batıl olan meselelere hak denilmeye başlanmıştır. Sahabenin Peygamber’den (sav) aktardıkları hadisler dahi kaale alınmamıştır. Sahabenin ve sahabeden ders almış, sahabe görmüş pek çok âlim, ulemanın itikadî görüşleri, hükümleri, uygulamaları, rivayetleri reddedilmiştir.

Bunun yanında İmam Şafi (ra) gibi sünneti sistemleştirmiş âlimler, reformistlerin ismini duymaya tahammül dahi edemediği âlimler haline gelmiştir. Aynı şekilde pek çok hadis âlimi de bu tenkidlerden nasibini almıştır. Çünkü reformistlere göre muhaddisler de akıllarını kullanamamışlar, Kur’an’ı kendileri gibi anlayamamışlar ve hadisleri naklederken sadece senetlere bakmakla, senetteki ravileri değerlendirmekle hadisin sıhhat durumunu beyan etme yoluna gitmişler, hadiste metin tenkidi yapmamışlardır.

Kelimenin tam anlamıyla kılı kırk yararcasına hadis bilginleri tarafından yapılan ilmî araştırmaların hadis metinlerini ihmal etmiş olduğu iddiası, ciddiyetten uzak ve düşmanca bir tavırdır. Hadisçiler, çoğu zaman rivayet edilen hadisin lafızlarına, metnine bakmak suretiyle onun sahih ya da uydurma olduğuna hükmederler. Çünkü onlar, Hz. Peygamber’in (sav) sözleriyle devamlı meşgul oldukları için ona ait olan ve olmayan sözleri birbirinden kolaylıkla ayırabilecek bir ilmî olgunluk ve kuvvetli bir meslekî meleke kazanmışlardır. Hadisçiler, hadis metnini inceleyip onu, koydukları kaidelere aykırı bulunca senedindeki kusuru söylemekle yetinmiş, metnin kusurunu ayrıca belirtme yoluna gitmemiştir. İbnu’l Cevzi’nin, uydurma hadislere ait değerlendirmelerinde bunun çok açık misallerini görmek mümkündür. Hadislerde bulunan gizli kusurları inceleyen Kitabu’l-ileller’de böyledir. Öte yandan, isnadı sahih olan bir hadisin gizli bir kusuru bulunabileceği ve işin ehli olmayanların bir hadisin senedini sahih görmekle hemen metninin de sahih olduğuna hükmetmemesi gerektiği, hadisçilerin ortaklaşa benimsediği görüştür. Hadislerin uydurma olduğunu tanıma yollarından sayılan “hadisin lafzında gramer hatası veya manasında bozukluk bulunması, Kur’an’a ve sahih sünnette, akla, his ve müşahedeye muhalif olması, tarihi olaylara aykırı düşmesi, amellere vaadde ölçüsüzlük, belli bir şahsa ya da gruplara yaranma manası taşıması ve bilmeceye benzer kapalı ifadeler barındırması” gibi kusurlar, tamamen ve açık şekilde metin tenkidi ile ilgilidir. Tüm bunlar göstermektedir ki hadisçilerin metni ihmal etmeleri söz konusu değildir. En az senet kadar hadis metinleriyle de meşgul olma zorunluluğu vardır. Hadis edebiyatının ilk mahsulleri olan ve metinle ilgilenen “İlelu’l-hadis”ler ve “Garibu’l-hadis”ler buna delildir. Meşhur bibliyograf İbnu’l Nedim’in (385/995) el-Fihrist’i, bunun tarihî şahididir.

Mealistler için bir hadis-i şerifin, sahih, hasen, zayıf, mevzu ya da mütevatir olup olmaması önemli değildir. Sayısız sahabeden aktarılan bir hadis-i şerifte olsa kendi akıllarına uymadığı ya da nefsine ve keyfine göre anlam verdiği bir ayete uymadığı müddetçe bu haberler kolaylıkla reddedilir. Dolayısıyla akıl dinin esaslarına uydurulmaz, din kendi akıllarının esaslarına uydurulur. Ancak herkesin aklî esasları ve doğruları farklı olduğundan yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi kendi aralarında dahi bir karmaşa oluşur, çelişkili pek çok görüş meydana çıkar. Çünkü insanların akılları birbiri ile benzer doğrulara kavuşmakta zorlanır. Bu sebeple tarih boyunca ve hala birçok felsefi, siyasi ayrılıklar vardır ve insanların ayrılığa düşeceği hususlarda akıl üstü bir vahye ihtiyaç duyulur. Bu sebeple Ehlisünnet Kur’an’ı Hz. Peygamberin (sav) açıklamalarına göre tefsir eder ve bu açıklamaları insanlığa öğreten sahabeye itimat eder.

Evet, bizler mealistlerin dediği gibi “Atalarımızın dinine” uyarız. Ancak bu atalarımız Hz. Rasulullah (sav) ve onun ehli beyti, sahabesidir. İbni Abbas (ra) gibi Peygamber amcasının, Hz. Aişe (ra) gibi Peygamber eşinin, Hz. Ali (ra) gibi ilim kapısının ve Peygamber damadının, Ebu Hureyre (ra) gibi Peygamber âşığının ve pek çok sahabe-i kiram efendilerimizin (ra) “Peygamber (sav) böyle öğretti.” diyerek yaşadıkları, yazdıkları, anlattıkları ve “Din böyledir.” diye bizzat ders verdiği âlimlerin sözleri mi kaale alınmalı yoksa Peygamberden on dört asır sonra dünyaya gelerek, ehli beytten ya da sahabeden hiç ders almadan ayet ve hadislere dilediği gibi anlam yükleyip ve muamelede bulunup kendilerine göre yeni bir din anlayışı geliştirmiş olanlara mı inanmalı, sorusunun cevabı açıktır. Allah Rasulü’nden (sav) bizzat İslam’ı öğrenmiş sahabeden ve sahabeden de iman, itikat, fıkıh, hadis, tefsir vb. öğrenmiş müçtehitlerden din almak her insaf sahibinin kabul etmesi gereken bir meseledir.
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Elinize sağlık yazmışsınız o kadar ben bilmem öyle kelimeler belki cahil görürsünüz belki akılsız dersiniz ama aklımda soru işareti bırakmayan tek din İslam tek kitap ta kuran

Ne bir alim ne bir hocanın yazdığı söylediği söze düşünerek yaklaşıyorum etrafımdakilerden öyle çirkin sözler duydum ki ''benim sigaramın dumanı size şifadır'' ''az içkiden bir şey olmaz sarhoş olma yeter'' bunlar en basitleri yazmaya utanırım

Elini eteğini öptürüp eğilmesini bekliyorlar bana da saygısızca geliyor bencilce açıkçası bu gibi insanların ağzından ne çıksa sorgusuz sualsiz inanıp yapıyorlar Allah korusun sihir altındaymış gibi ben kimseye sapkınca inanamam bağlanamam herhalde

Çok korkunç gerçekten inşallah bir gün ben dahil tüm Müslümanlar gerçek İslam'ı Allahlın kurallarıyla yaşarız Türk topaklarında
 

omer_ömer

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
34
Tepkime puanı
9
Evet aklıma yatmayan bir dine inanamayacağım gibi aklıma yatmayan bir hadis olunca da araştırmaya çalışıyorum elimden geldiği kadar

Kuranı kerimde bu konu hakkında ne yazar demişim siz sadece hadis doğru demişsiniz. sorumun yanıtı bu değil

Aklıma yatmayan bir söz hadis olabilir tabi ama ben hadise iman etmem aklıma yatan sünnetleri de uygulamaya özen gösteririm yeter ki yanlışa düşmeyelim düşüncesiyle
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir."

"Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler. O sebeple ki, Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadından) üstün kılmıştır. Bir de mallarından infak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır..." (Nisa, 4/34).

Hz. Hüreyre (Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim." [Tirmizî, Rada' 10, (1159)]

Hz. Enes'in rivayeti de şöyle:

"Bir insanın diğer bir insana secdesi doğru olmaz, şayet doğru olsaydı, üzerindeki hakkının büyüklüğü sebebiyle kadının kocasına secde etmesini emrederdim..."
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Yahu ne demek bu dediğiniz, erkek üstündür çünkü sorumlulukları fazladır, nisa suresini yazmış bir de oraya kuranı kerimde erkek üstündür denilmiş, bu sebepten yürüyerek erkeklere tapabilme düşüncesini nereden çıkarıyorsunuz .

Rabbim kuranda hiç bir şeyi eksik bırakmamıştır, kuranı kerimin iki kapağı arasındaki sayfalardan başka her şey fütursuzca geliyor, böyle kelimelerle de kandırmayın kendinizi ''şayet doğru olsaymış'' varsayımlarla din mi yaşanır!
 

omer_ömer

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
34
Tepkime puanı
9
Yahu ne demek bu dediğiniz, erkek üstündür çünkü sorumlulukları fazladır, nisa suresini yazmış bir de oraya kuranı kerimde erkek üstündür denilmiş, bu sebepten yürüyerek erkeklere tapabilme düşüncesini nereden çıkarıyorsunuz .

Rabbim kuranda hiç bir şeyi eksik bırakmamıştır, kuranı kerimin iki kapağı arasındaki sayfalardan başka her şey fütursuzca geliyor, böyle kelimelerle de kandırmayın kendinizi ''şayet doğru olsaymış'' varsayımlarla din mi yaşanır!
İfadeleri anlamak istediğin gibi okuyorsun.?

Şayet...! Kelimesi bir şey ifade etmiyor mu.?
İnsanın, insana secdesi doğru olmaz..! Şayet doğru olsaydı..! İfadesi yetmiyor mu.?

Madem ki Kuran hiç bir şeyi eksik bırakmamış. Hz. Allah Kuran 'da neden erkeği muhatap alıyor.? Neden bütün sorumluluğu erkeğe yüklüyor da, kadına tek bir hitap yok.? Bu demek değildir ki, kadın erkeğe secdeyi hak ediyor.

Babana sor, içeriğini sana daha net bir lisanla anlatsın.
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Kuranda hiçbir şeyi eksik bırakmadık 6 enam 38 Allah'ın ayetidir
böyle bir varsayımı ağzınıza almanız bile doğru değil hacı hoca olmaya gerek yok büyük saygısızlıktır!

Kadının görevleri ve erkeğin görevleri arasında çok büyük farklar yoktur bir elin beş parmağını geçmez
“...Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız en fazla takva sahibi (Allah’a en çok itaat eden, en çok saygılı) olan kimsedir...” (Hucurat, 49/13)
Ayrıca kadınları da hitap kapsamına alır;
“mümin kadınlar ve erkekler birbirlerinin dostlarıdırlar. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar”
''Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır." (Nisa Suresi, 124)

Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 73)

Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür. (Fetih Suresi, 6)

Kim bir kötülük işlerse, kendi mislinden başkasıyla ceza görmez; kim de -erkek olsun, dişi olsun- bir mü'min olarak salih bir amelde bulunursa, işte onlar, içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler. (Mümin Suresi, 40)


Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. (Tevbe Suresi, 67)

Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe Suresi, 68)

la cünaha aleyhinne fı abaihinne ve la ebnaihinne ve la ıhvanihinne ve la ebnai ıhvanihinne ve la ebnai ehavatihinne ve la nisaihinne ve la ma meleket eymanühünn vettekıynellah innellahe kane ala külli şey'in şehıda. ahzab55

“Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar; mümin erkekler, mümin kadınlar; ibadet ve itaat eden erkekler, ibadet ve itaat eden kadınlar; özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar; sabreden erkekler, sabreden kadınlar; gönlünü ibadete vermiş erkekler, gönlünü ibadete vermiş kadınlar; (Allah için) yardım yapan erkekler, yardım yapan kadınlar; oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar; iffetlerini koruyan erkekler, iffetlerini koruyan kadınlar; Allah’ı çokça anan erkekler, çokça anan kadınlar; işte bunlar için Allah büyük bir ödül hazırlamıştır.” (Ahzab, 33/35)

Hem dünyadaki imtihanları, hem de ahiretteki alacakları karşılık eşit olacaktır

Arapçada dişil güneş eril ise aydır. erkekler için “Yâ eyyühellezîne âmenû” kadınlar için ise “Yâ eyyetühellatî amenne”. kullanılır. Tağlip nedir bilir misin tağlip?

Böyle bir kelime kullanmışsınız ''Bu demek değildir ki, kadın erkeğe secdeyi hak ediyor.'' Allah şahidim olsun içim ürperiyor tam tersi denseydi veya bir hadisi şerifte bulunsaydı da düşüncem farklı olmazdı

Babamın ağzından duyduğum tek hadis bu ''İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.'' çok severim kedisini onun da bana ilgisini ihmal etmez ama akşam geldiğinde içmemiş olursa bir gün sorarım. Geçen gün bu konuyu konuştuğumuzda kuranda yazdığını iddia etti.


 

omer_ömer

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
34
Tepkime puanı
9
Kuranda hiçbir şeyi eksik bırakmadık 6 enam 38 Allah'ın ayetidir
böyle bir varsayımı ağzınıza almanız bile doğru değil hacı hoca olmaya gerek yok büyük saygısızlıktır!

Babamın ağzından duyduğum tek hadis bu ''İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.'' çok severim kedisini onun da bana ilgisini ihmal etmez ama
akşam geldiğinde içmemiş olursa bir gün sorarım. Geçen gün bu konuyu konuştuğumuzda kuranda yazdığını iddia etti.
Hz. Allah Kuran 'da hiç bir şeyi eksik bırakmamıştır. Allah c.c kadına hükmetmez demedim, kadını muhatap almıyor dedim. Paylaşmış oldunuz ayetler, hem kadına, hem erkeğe emir ve yasakları içeriyor.

Uzatmaya değmez ama, göndermiş olduğunuz ilk mesajda, babanızın alkol aldığını ifade etmiş olsaydınız, farklı cevaplar alırdınız.

Bunlardan sadece birini yazmam yeterli olur.

Hadisten bahseden babanıza, Hz. Allah 'ın, alkol hakkında kesin emir ve yasağı vardır. Alkol haramdır diyerek, şuan karşı çıktığınız gibi, babanıza da karşı duruş sergileyebilirsiniz. Hadis mi, ayet mi.?
 

nur98

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
5 Nisan 2024
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
Yaş
21
Saygısızlık yapmadan dile getirmeye çalışıyorum ama daha önce yıllarca içmiş birisi olarak (haklı) ciddiye almıyor. Arada şeriat diyorum fenalaşıyorlar falan, anlatmaya çalışıyorum bildiğim ayetlerden emin olduğum kadar ama zamanı gelecek inşallah anlayacaklar anlayacağız kırmadan üzmeden yapmak zaman alıyor, zaten ben de öyle çok iyi yaşayıp bilen biri değilim ama.... öğreneceğiz yavaş yavaş.

Evet doğru olabilir hükümleri bizim için de geçerli ama direkt bize söylemiyor anlayabiliyorum nedenini de biraz daha değişken yapılara sahibiz bazı durumlarda daha sabit düşünce gerek ve hormon denilen şeyler belki de engelliyor bizi.....ama biliyorum ki mantıklı bir açıklaması var Rabbim öyle uygun görmüşse sorgulamak bana düşmez.

Hadis konusuna gelince
Ama yine de ben doğru bulmuyorum böyle bir kelimenin ağza alınmasını siz bunu kabullenmiş doğru görmüş ve kullanıyor olabilirsiniz saygı duyuyorum ancak benim çirkin gördüğüm bir ifade, anlamı birçok şekilde anlatılabilirdi seçim yanlış farklı yerlere çekilebilecek bir konu. İnsan aklı kendine göre şekillendirmesini çok seviyor (Allah korusun belki bende yaptım) bu sebeple bazı insanlar bazı hadislerin açıklamasını anlamını bilmeden farklı yerlere çekip en sevdiklerini kırmak için kullanabiliyor
 
Üst Alt