İntihar etmeyi düşünüyorum.

zeydileri

Yeni Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
7 Mayıs 2024
Mesajlar
2
Tepkime puanı
0
Geçen ay işten kovuldum çünkü artık iş kur destek veriyor diye 5 ay çalıştırıp sonra işten çıkarıyorlar telefonum faturasını ödeyemediğim için kapandı internetinde faturası birikti 15bin kartın ekstresinide ödeyemedim cebimde 1 lira dahi yok kira geliyor son 15 liramıda iş aramak için dolmuşa bindiğimde kullandım sonuç şuan cebinde 1 tl dahi olmayan birey olarak yaşam mücadelesini nasıl vereyim ? kimden yardım isteyeyim ? 29 yaşındayım birine el de açamıyorum kaç gündür dua ediyorum artık bilmiyorum kafam o kadar karışık ki ne yapacağımı bilmiyorum Allah tan bir mucize dilemekten başka çarem yok en azından şuanki ödemelerimi sıfırlayacak bir mebla bulabilsem yeniden hayata tutunacağım fakat isteyebileceğim kimse de yok sanırım intihar etmek tek çözüm
 

ÖmerZ

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
34
Tepkime puanı
18
Geçen ay işten kovuldum çünkü artık iş kur destek veriyor diye 5 ay çalıştırıp sonra işten çıkarıyorlar telefonum faturasını ödeyemediğim için kapandı internetinde faturası birikti 15bin kartın ekstresinide ödeyemedim cebimde 1 lira dahi yok kira geliyor son 15 liramıda iş aramak için dolmuşa bindiğimde kullandım sonuç şuan cebinde 1 tl dahi olmayan birey olarak yaşam mücadelesini nasıl vereyim ? kimden yardım isteyeyim ? 29 yaşındayım birine el de açamıyorum kaç gündür dua ediyorum artık bilmiyorum kafam o kadar karışık ki ne yapacağımı bilmiyorum Allah tan bir mucize dilemekten başka çarem yok en azından şuanki ödemelerimi sıfırlayacak bir mebla bulabilsem yeniden hayata tutunacağım fakat isteyebileceğim kimse de yok sanırım intihar etmek tek çözüm
“İçinde bulunduğun durumu tahmin edebiliyorum. Şu an senin hayatına neşter vuran hâdiseler, şimdi acı verse de neticede seni ebedî sıhhate kavuşturacak bir ilâhî lütuf olabilir. Tıpkı ameliyat görüp sıhhate kavuşan bir hasta gibi…

Bir de şu pencereden bak hâdiseye:

Yaşadığın buhran hali: Bunun sebebi sence nedir? Hiç uzun uzadıya düşündün mü? Bu buhranların sebebi -belki biraz garip gelecek ama- kesinlikle sıfıra inmiş olman ve durumunun bozulması değil. Sahip olduklarının birer birer elinden çıkması hiç değil… Peki ya ne?”

Sana göre konuşmak kolay diyebilirsin, elimdeki her şeyi kaybetmem başka ne olabilir diyebilirsin bunları okurken.

Ama bunalımlarının gerçek sebebi dünya malına karşı kalbinde beslediğin aşırı muhabbet ve bağlılıktan ibaret… Evet, sadece budur gerçek sebep. Eğer bütün umutlarını sahip olduğun maddî zenginliğe bağlamış ve elindeki mal mülkle mağrur hâle düşmüşsen, onlar elinden alındığında da derin bir boşluğa ve yalnızlığa düşmen ve tenhalarda kalman kaçınılmaz.

Oysa bir de şöyle düşün:

Biz bu dünyaya gelirken üzerimizde bir parça bez bile yoktu. Midemiz de bomboştu. Ama Allah Teâlâ bizi hayat sahasına düştüğümüz ilk andan itibaren rızıklandırmaya başladı. Doğar doğmaz bizim için, bünyemize ve o anki ihtiyacımıza en mükemmel sûrette karşılık veren bir gıda olarak anne sütünü yarattı. O günden beri de rızıklandırmaya devam etmektedir. Yani sahip olduğumuzu sandığımız her şey aslında Allah’ın lütfuyla bahşedilmiş nimetlerden ibaret. Gerçek sahibi, onları istediği zaman geri alma hakkına ve kudretine sahiptir. Bu sebeple mala, mülke itimat etmeyip onun gerçek sahibine, yani sadece Allah’a tevekkül etmemiz ve o yüce kudrete teslim olmamız şarttır.

Bil ki, Allah kulunu zâyî etmez… Biz, gerek zenginlikte gerek fakirlikte, gerek sağlıkta gerek hastalıkta, her hâlükârda O’na karşı tevekkül ve teslimiyet hisleriyle dolu olmalı, bizim için takdir ettiği her şeye boyun bükmeliyiz.

Görmez misin bir çocuk, korkulu bir hengâmda anne babasına nasıl da yapışır? Peki ya biz? Biz, ilâhî kudrete ne kadar teslimiyet hâlindeyiz?! İşte bunu başarabilirsek, hiçbir dünyevî sıkıntı bizi sarsamaz. Kadere isyan ile elimize geçecek tek şey, hüsrandır. Çıkmaz sokaklarda yol aramaktır.”

Mesnevî de tevekkül hakkında şöyle söylemiştir Hz Mevlânâ (k.s.):

<<Kaderden sakınmakta perişan olmak, kötülüklere uğramak vardır. Yürü, tevekkül et; çünkü tevekkül, işlerin en iyisidir. Kaza ve kaderle pençeleşme ki, kaza ve kader de seninle pençeleşmesin, kavgaya tutuşmasın. Allâh’ın hükmüne ve takdirine karşı ölü gibi olman gerekir ki, sabahın Rabbi olan Allâh’tan bir kahır yarası almayasın.

Tevekkülden daha güzel bir kazanç yoktur. Tevekkül ise, tedbirlerin bittiği noktada Rabbine sığınmaktır. Hakk’a teslim olmaktan daha hoş ne vardır ki?>>

Tevekkül, insandaki rûhî mukâvemeti artıran en büyük haslettir. Bu haslete sahip olan bir kişi, değil intiharı düşünmek, içinde bulunduğu hâlden en ufak bir şekilde şikâyet dahî edemez.

Sen intihar etmekten bahsettin. Bu şekilde yaşadığın sıkıntılardan kurtulabileceğini sanıyorsun. Ama unutma ki, intihar bir insanın uğrayabileceği en büyük ziyandır. Kişinin kendisini ebedî hüsrana hapsetmesidir. Çünkü sahip olduğumuz her şey, Allâh’ın bize bir emanetidir. Biz bu emanetleri korumak ve O’nun istediği yönde değerlendirip kullanmak durumundayız. En önemli ve kıymetli emanet de can emanetidir. Can emanetini Allâh’ın emrine isyan ile almak, yani kendi öz canımıza kastetmek, büyük bir günahtır. İntihar, dönüşü olmayan tek yoldur; işlendikten sonra tevbe etmesi mümkün olmayan tek günahtır.”

İnsanoğlu, hem maddî hem de mânevî yönlere sahip bir varlıktır. Bu sebepten onun, maddî yapısını doyuracak gıdalara olduğu kadar mânevî yapısını doyuracak gıdalara da ihtiyacı vardır. Her iki açlık da doyurulmalı ve bedenimizle ruhânî hayatımız bir âhenk içinde olmalıdır. Bu da gerçek mânâda dinî ve ahlâkî eğitimle olur. Allâh’a olan inancımız ve bu inanca uygun bir hayat hem bizim varlığımıza anlam kazandırır hem de hayatta karşılaşmış olduğumuz zorluklara karşı mukavemetimizi artırır.
 

Kayıtlıüye

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
25 Temmuz 2019
Mesajlar
184
Tepkime puanı
72
Konum
Hatay
Allah'tan ümit kesilmez. Aşağıdaki dualar çaresiz pek çok derde iyi gelebilir. Birinci sıradaki dua hz.Yunus a.s'ın balığının karnında yaptığı duadır. Sabah akşam bu gibi durumdakiler okumalıdır. Allah tüm sıkıntıda olanları es-Selâm ismi ile ferahlatsın.Amin.

Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).

Anlamı: ''Sonunda karanlıklar içinde, 'Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben kötü işler yapmışım!" diyerek yalvardı.

Peygamber efendimiz de sıkıntılı hissedilen zamanlarda okuması gereken bir duayı söylemiş. O dua da şöyledir:

La ilahe illallahül’azim-ül-halim la ilahe illallahü Rabbül-Arş-il’azim la ilahe illallahü Rabbüs-semavati ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerim.

Anlamı: Allah'ım beni tüm sıkıntılarımdan kurtar. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. Beni de en hayırlara vesile olacak şekilde arındır.

"Allâhümmeğfirli verhamni vehdini ve âfıni verzükni”
Manası: “Allah’ım!Beni bağışla,bana hidayet nasip eyle,bana rızık ver,beni afiyette daim eyle ve bana merhamet et.”
(Tüm duaları kapsayan dua)
"Allâhüme inni es'elüke min hayri mâ seeleke minhü nebiyyüke muhammedün ve neûzü bike min şerri mesteâzeke minhü nebiyyüke muhammedün sallellâhü aleyhi ve selleme ve entel müsteânü ve aleykel belâğu ve lâ havle ve lâ kuvvete illa bilâhil aliyyil azıym."

Meâli:

"Allah'ım muhakkak ben Peygamberin Muhammed aleyhisselam'ın, Zat-ı Ecelli Ala'ndan istediği hayırlı şeylerin en hayırlısını isterim. Senin Peygamberin Muhammed (S.A.V.)'in Senden istiaze ettiği şeylerin şerrinden de sana sığınırım Allah'ım.
yardım ancak Zat-ı Ecelli Ala'ndan beklenir. Dünyada da ahirette de istenilen şeye ulaştıracak ancak Sensin. Kuvvet ve kudret ancak Senin yardımınla gerçekleşir Allah'ım!"
 

zeydileri

Yeni Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
7 Mayıs 2024
Mesajlar
2
Tepkime puanı
0
“İçinde bulunduğun durumu tahmin edebiliyorum. Şu an senin hayatına neşter vuran hâdiseler, şimdi acı verse de neticede seni ebedî sıhhate kavuşturacak bir ilâhî lütuf olabilir. Tıpkı ameliyat görüp sıhhate kavuşan bir hasta gibi…

Bir de şu pencereden bak hâdiseye:

Yaşadığın buhran hali: Bunun sebebi sence nedir? Hiç uzun uzadıya düşündün mü? Bu buhranların sebebi -belki biraz garip gelecek ama- kesinlikle sıfıra inmiş olman ve durumunun bozulması değil. Sahip olduklarının birer birer elinden çıkması hiç değil… Peki ya ne?”

Sana göre konuşmak kolay diyebilirsin, elimdeki her şeyi kaybetmem başka ne olabilir diyebilirsin bunları okurken.

Ama bunalımlarının gerçek sebebi dünya malına karşı kalbinde beslediğin aşırı muhabbet ve bağlılıktan ibaret… Evet, sadece budur gerçek sebep. Eğer bütün umutlarını sahip olduğun maddî zenginliğe bağlamış ve elindeki mal mülkle mağrur hâle düşmüşsen, onlar elinden alındığında da derin bir boşluğa ve yalnızlığa düşmen ve tenhalarda kalman kaçınılmaz.

Oysa bir de şöyle düşün:

Biz bu dünyaya gelirken üzerimizde bir parça bez bile yoktu. Midemiz de bomboştu. Ama Allah Teâlâ bizi hayat sahasına düştüğümüz ilk andan itibaren rızıklandırmaya başladı. Doğar doğmaz bizim için, bünyemize ve o anki ihtiyacımıza en mükemmel sûrette karşılık veren bir gıda olarak anne sütünü yarattı. O günden beri de rızıklandırmaya devam etmektedir. Yani sahip olduğumuzu sandığımız her şey aslında Allah’ın lütfuyla bahşedilmiş nimetlerden ibaret. Gerçek sahibi, onları istediği zaman geri alma hakkına ve kudretine sahiptir. Bu sebeple mala, mülke itimat etmeyip onun gerçek sahibine, yani sadece Allah’a tevekkül etmemiz ve o yüce kudrete teslim olmamız şarttır.

Bil ki, Allah kulunu zâyî etmez… Biz, gerek zenginlikte gerek fakirlikte, gerek sağlıkta gerek hastalıkta, her hâlükârda O’na karşı tevekkül ve teslimiyet hisleriyle dolu olmalı, bizim için takdir ettiği her şeye boyun bükmeliyiz.

Görmez misin bir çocuk, korkulu bir hengâmda anne babasına nasıl da yapışır? Peki ya biz? Biz, ilâhî kudrete ne kadar teslimiyet hâlindeyiz?! İşte bunu başarabilirsek, hiçbir dünyevî sıkıntı bizi sarsamaz. Kadere isyan ile elimize geçecek tek şey, hüsrandır. Çıkmaz sokaklarda yol aramaktır.”

Mesnevî de tevekkül hakkında şöyle söylemiştir Hz Mevlânâ (k.s.):

<<Kaderden sakınmakta perişan olmak, kötülüklere uğramak vardır. Yürü, tevekkül et; çünkü tevekkül, işlerin en iyisidir. Kaza ve kaderle pençeleşme ki, kaza ve kader de seninle pençeleşmesin, kavgaya tutuşmasın. Allâh’ın hükmüne ve takdirine karşı ölü gibi olman gerekir ki, sabahın Rabbi olan Allâh’tan bir kahır yarası almayasın.

Tevekkülden daha güzel bir kazanç yoktur. Tevekkül ise, tedbirlerin bittiği noktada Rabbine sığınmaktır. Hakk’a teslim olmaktan daha hoş ne vardır ki?>>

Tevekkül, insandaki rûhî mukâvemeti artıran en büyük haslettir. Bu haslete sahip olan bir kişi, değil intiharı düşünmek, içinde bulunduğu hâlden en ufak bir şekilde şikâyet dahî edemez.

Sen intihar etmekten bahsettin. Bu şekilde yaşadığın sıkıntılardan kurtulabileceğini sanıyorsun. Ama unutma ki, intihar bir insanın uğrayabileceği en büyük ziyandır. Kişinin kendisini ebedî hüsrana hapsetmesidir. Çünkü sahip olduğumuz her şey, Allâh’ın bize bir emanetidir. Biz bu emanetleri korumak ve O’nun istediği yönde değerlendirip kullanmak durumundayız. En önemli ve kıymetli emanet de can emanetidir. Can emanetini Allâh’ın emrine isyan ile almak, yani kendi öz canımıza kastetmek, büyük bir günahtır. İntihar, dönüşü olmayan tek yoldur; işlendikten sonra tevbe etmesi mümkün olmayan tek günahtır.”

İnsanoğlu, hem maddî hem de mânevî yönlere sahip bir varlıktır. Bu sebepten onun, maddî yapısını doyuracak gıdalara olduğu kadar mânevî yapısını doyuracak gıdalara da ihtiyacı vardır. Her iki açlık da doyurulmalı ve bedenimizle ruhânî hayatımız bir âhenk içinde olmalıdır. Bu da gerçek mânâda dinî ve ahlâkî eğitimle olur. Allâh’a olan inancımız ve bu inanca uygun bir hayat hem bizim varlığımıza anlam kazandırır hem de hayatta karşılaşmış olduğumuz zorluklara karşı mukavemetimizi artırır.
Hocam iyi diyorsun hoş diyorsun da kirayı da ödeyemedim evden çıkmamı istiyor ev sahibi bahsettiğiniz herşeyi denedim Müslüman müslümana yardım etmek dışında başka her işte var herkes sıkıntıya düşebilir fakat kimse yardım etme tarafında değil Allah düşene yardım etmeyi de emrediyor fakat herkes işini gelen tarafta bende size onlarca alıntı yapıp paylasabilirim kitaptan bunun kimseye faydası yok
 

Intruder

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Haziran 2023
Mesajlar
117
Tepkime puanı
21
Hocam iyi diyorsun hoş diyorsun da kirayı da ödeyemedim evden çıkmamı istiyor ev sahibi bahsettiğiniz herşeyi denedim Müslüman müslümana yardım etmek dışında başka her işte var herkes sıkıntıya düşebilir fakat kimse yardım etme tarafında değil Allah düşene yardım etmeyi de emrediyor fakat herkes işini gelen tarafta bende size onlarca alıntı yapıp paylasabilirim kitaptan bunun kimseye faydası yok

Varlık anında Allah'a ne kadar yakınsan, Allah da sana yokluk anında (inayetiyle) o kadar yakın olur.

"Ben kulumun zannı üzereyim" Hadisi Kutsi

Varlık anında Allah'ı görmezden gelenleri, Allah da yokluk anında görmezden gelir. Çünkü kul, Allah'ı ne zann ile bilirse, Allah da ona aynı şey ile muamelede bulunur.

Her kimse kendinde bulunan şeyin zıttı ile imtihan olunur. Zamanında parayı çarcur heden biriyseniz, o şeyin yokluğu ile imtihan edilirsiniz. Birini Allah'tan çok sevmişseniz onun yokluğuyla veya ihanetiyle imtihan edilirsiniz.

Allah c.c kimseye zulmetmez. Eğer kişi kendisine objektif bir şekilde bakabilse bunun nedenini çok kolay bir şekilde anlar.

"Boş konuşuyorsun bunları biz de biliyoruz bize nasıl para kazanırız onun yolunu söyle" diyenlerdenseniz, öncelikle bu imtihanın ne için sizi bulduğunu bilmelisiniz ve hatanızı gördükten sonra Allah'tan bu hatanız için tevbe istiğfar dilemelisiniz.

Tüm sıkıntılardan kurtulabilmeniz için önce Allah ile aranızı düzeltmeniz gerekmektedir.

Bir kimse benim Allah ile aram çok iyiydi ama yine bunlar başıma geldi diyecek olursa, sadece Allah ile aranızın iyi olması yetmemektedir. Allah'ın sevdikleriyle de aranızın iyi olması gerekmektedir (Hubbi Fillah, Buğdi Fillah). Eğer Allah'ın sevdiklerini seviyor ama Allah'ın düşmanlardan birine sevgi besliyorsanız siz Allah'tan çok nefsinize tabi olanlardansınızdır.

İmtihanlar sizin kötülüğünüz için değil, sizi terbiye etmek içindir. Parayı israf edenlerin yoklukla imtihan edilmesi bu yüzdendir. O kişi az parayla iş görür hale gelinceye kadar bu imtihanı sürer.

Siz o imtihan edilen şeyi geçmedikçe hep aynı şey ile imtihan edilir durursunuz. Eğer bu şeyler hep buluyor diyenlerdenseniz, siz hala o sorunun cevabını düzgün bir şekilde verememişsinizdir.

Yüzünde sivilce olan ve bundan müzdarip olan bir kişiyi düşünün. Bu durum o kişeye aynı durumda olan bir kişiye tiksinerek bakmasından veya onda bulunan kendini beğenme huyunu düzeltmek için gönderilmiştir. Eğer kişi buna değil de sivilcelere odaklanırsa, bu kez sivilceleri daha da artar. Artık öyle bir noktaya gelir ki sivilceli haline alışır işte bu duruma geldiğinde kişi imtihan sorusuna doğry cevap vermiş olduğundan dolayı sivilceleri yavaş yavaş geçer. Artık kendisinde olan başka ne eksiği varsa onunla imtihan edilmeye devam eder.

Başınıza gelen bir şeyin musibet mi yoksa bela mı olduğunu bilmek isterseniz bunu anlamanın çok kolay bir formülü vardır. Musibete uğrayan kişi Allah'tan daha da uzaklaşır, belaya uğrayan kişi ise Allah'a daha da yakınlaşır.

Bir çok müslüman Kalu Belâ olayının yaşanıp bittiğini zannedir. Halbuki başımıza gelen her şeyde Rabbimiz bize "Ben sana bu belayı yolladım, beni hala Rabbin olarak görüyor musun" şeklinde söyler. Kişi Belâ (Evet, sen benim Rabbimsin) diyecek olursa, işte o kul için hem dünyada hem de ahirette mükafatlar vardır. Ama kişi bunlar niye beni buldu diye Allah'a isyan ederse işte bu o kişinin musibeti olur. O kişi Allah'tan o kadar uzaklaşır ki artık o kişi ateist oluncaya kadar bu dert ve sıkıntılar devam eder. (Aslında kişinin bu imtihana doğru cevap vermesi beklenir ama her yanlış cevapta o soru daha büyük bir şekilde onun karşısına çıkar.)

Kişi ateist olduğu zaman, artık imtihan kağıdını yırtmış olur. Yani hayat ona farklılaşır. Çünkü artık dünya onun cenneti olmuş olur ve bu yüzden fakirse daha varlıklı olur, elde edemediği şeyleri daha kolay bir şekilde elde etmeye başlar. Dünya Müminin cehennemi olduğu için bu hayatta hep imtihanlarla uğraşır.

"Kim Benim Zikrimden (Kur’ani disiplin ve düzenden) yüz çevirirse, (küfür ve kötülüğe yönelirse) artık onun için (dünyada stres ve kaygı içinde) sıkıntılı bir geçim (mutsuz, doyumsuz ve huzursuz bir hayat) vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak mahşere kaldıracağız." Taha 124

"Rabbînin huzurundan korkan kimse için iki cennet vardır." Rahman 46

"Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır." Rahman 62
 

ÖmerZ

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
34
Tepkime puanı
18
Hocam iyi diyorsun hoş diyorsun da kirayı da ödeyemedim evden çıkmamı istiyor ev sahibi bahsettiğiniz herşeyi denedim Müslüman müslümana yardım etmek dışında başka her işte var herkes sıkıntıya düşebilir fakat kimse yardım etme tarafında değil Allah düşene yardım etmeyi de emrediyor fakat herkes işini gelen tarafta bende size onlarca alıntı yapıp paylasabilirim kitaptan bunun kimseye faydası yok
Eyvallah kardeşim doğru söylüyorsun, seni bilip tanıyıp görüp halini bilenleri de Allah senin ile imtihan ediyor belki bilemezsin ama çözüm canına kıymak veya intihar etmek mi peki?

Sınanmadığımız imtihan hakkında burada konuşmak çok kolay evet. Hepimizin sıkıntılı zor mali açıdan çok dar zamanları oldu. Ama sabretmekten mücadele etmekten başka çaremiz yok kardeşim. Ne yaşarsan yaşa ne kadar zor durumda olursan ol yine sana sabret derim. Kul Rabbine kendisini huzurlu mutlu iyi olduğu zamanlarda ibadetlerini emir ve yasaklarını yerine getirerek tanıtırsa sıkıntıya düştüğünde Rabbi ona yardımıyla yakın olur. Rabbim dünya arkadaşları değil âhiret arkadaşları nasip etsin bizlere. Onlar o arkadaşlardır ki arkadaşı bir sıkıntıya dara düştüğünde o demeden derdini anlar elinden geleni yapar böyle dostlar biriktirelim az olsun dostumuz ama öz olsun.

Dua etmeye, sabretmeye, mücadele etmeye devam et kardeşim.

”Kabul edilmeye en yakın dua, hal ile yapılan duadır.”

Hal ile dua, kulun darda kalıp duadan başka bir çıkar yolunun bulunmamasıdır.

Kuşeyri Risalesinde geçer:
Ebû Abdullah anlatıyor:

“Bir gün Cüneyd-i Bağdâdî’nin yanındaydım. Kendisine bir kadın gelerek, ‘Oğlumu kaybettim; benim için yüce Allah’a dua et de onu bana göndersin’ dedi.

Cüneyd kadına, ‘Sabret’ dedi.

Bir müddet geçti, kadın tekrar geldi, aynı isteğini tekrarladı.

Cüneyd yine, ‘Git, sabret’ dedi.

Aradan bir zaman geçti, kadın yeniden geldi, defalarca aynı isteğini tekrarladı.

Cüneyd kadına yine, ‘Sabret’ dedi. Kadın, ‘Sabrım tükendi, sabredecek gücüm kalmadı, benim için dua et’ dedi.

O zaman Cüneyd kadına, ‘Eğer durum dediğin gibi ise, git çocuğun sana dönecek’ dedi. Kadın evine gitti, bir müddet sonra çocuğuna kavuştu. Kadın tekrar gelip Cüneyd’e teşekkür etti. Oradakiler Cüneyd’e, ‘Onun geleceğini nasıl bildiniz?’ diye sordular.

Cüneyd şöyle dedi: Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘Onların taptığı putlar mı hayırlı, yoksa darda kalana kendisine yalvardığında karşılık verip başındaki sıkıntıyı gideren Allah mı?’(Neml 27/62.)
Bundan anladım ki, kadın dardadır ve duasının kabul zamanıdır.”

İnşaAllah sende sabret, sabret, dayan mücadele et. İşci arayan çok, bir el sanatın olsun istersen ne olursa yetiştirilmek üzere çırak arayan çok ara çal kapıları. Şeytan seni ümitsizliğe düşürmenin derdinde, yeri gelir seni öyle yapar ki derdini sıkıntını öyle gözünde büyütür ki hâşâ Allahın yardımından rahmetinden daha büyük görür hale gelirsin o yüzden Allahtan ümit kesmek şirktir denir. Allahtan ümit kesme asla, onun rahmetini yardımını sıkıntından büyük gör büyük bil ki öyledir bil hakkın. Allah istedikten sonra göz açıp kapanıncaya kadar bakarsım düzelir her şey. Allahtan namaz ile yardım istemeye dua etmeye devam et karşılık bulacaksın Allahın izniyle.
 
Son düzenleme:
Üst Alt