İslam Dini 'nde bilmemiz gerekenler..!

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Siz, diğer dinlerden salih kişilerle ilgili saygıyı açıkça ifade eden ayetleri alıntılıyorsunuz. Peki, Allah katında dinin sadece İslam olduğunu bildiren diğer ayetleri nasıl anlamalıyız? Bu iki durum birbiriyle nasıl bağdaştırılabilir? Ümmet olarak Allah'ın etiketleri değil, kalpleri ve amelleri değerlendirdiğini unutmuş olabilir miyiz?
Konuyu başından itibaren okuduğunuzu sanmıyorum. En son sayfaya bakıp, kendinizce yorumluyorsunuz. Bakışlarınızdaki şaşılıktan kurtulmak için en başından okursanız, yazılanların geneli hakkında daha detaylı bilgi sahibi olursunuz.

Diğer dinler dediniz mi, Allah 'ın ayetlerini yeterince tefekkür etmediniz demektir. Bu benim düşüncem değil, Hz. Allah Kuran 'da şöyle buyuruyor;

Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki, ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
Ali İmran 85


Tefsire ihtiyaç var mı.? Hayır...

''Salih kişilerle ilgili saygıyı ifade eden ayetlerden alıntılıyorsunuz'' ifadenizde neye işaret ettiğinizi anlayamadım.

Ancak,

Hz. Allah ötekileştirmez, ayrıştırmaz. Kuran, ne sadece sana, ne sadece bana, ne de belli bir zümreye hitap eder. Kuran bütün insanlığa indirilmiş, evrensel bir kitaptır. Şu zaman, bu zaman mevhumu olmadan, kıyamete kadar hükümleri geçerli olacaktır.

Sana söylenen, senden önceki elçilere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Kuşkusuz Rabbin, hem bağışlama sahibi, hem de acı azap sahibidir.
Fussilet 43

Hayy ve Kayyum olan Allah’tan başka ilah yoktur. O sana Kitabı hak ile ve önceki kitapları tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ile İncil’i hakkı batıldan ayırt eden hükümleri göndermiştir. Bilinmeli ki, Allah’ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, cezaları vermekte mutlak güç sahibidir.
Ali İmran 2.3.4

Gönderilen Peygamber
, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, mü’minler de iman ettiler. Onlardan her biri “Allah’a, meleklerine kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler.” “Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız. Onları işittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini niyaz ederiz! Dönüş yalnızca sanadır” dediler.
Bakara 285

Kuran, kendisinden önce indirilen kitap ve Peygamberleri tasdik eder. Hatta imanın altı şartından, ve-kütübihi, ve-Rusulihi , yani indirilmiş olan bütün kitaplara, gönderilmiş olan bütün peygamberlere imanı zorunlu kılar. Amentüdeki altı şarta iman yoksa, kişide iman o nispette noksandır.

Diğer dinler değil, Hz. Musa 'nın, Hz. İsa 'nın, Hz. Muhammed Mustafa s.a.v efendimizden ve diğer peygamberlerin kavim ve zamanlarından bahseder. Hatta Cuma hutbelerinde sıkça duyduğumuz ayette,

''İnned dine indallahil İslam'' Ali İmran 19

Kuşkusuz, Allah katında tek din İslam'dır. Buyrulmakta..

Başkaca bir din yok. Din 'ler diye ifade ettiğiniz inanışlar, izm 'lerdir. Ateizm, deizm, budizm, şamanizm, ve diğerleri din değil, din dışı batıl inanışlardır. Bunlara din diyemezsiniz.

Geriye doğru bir düşünün.. Adem as. ve Havva validemize kadar gidin. Evveliyatı olan başka bir yaratılmış var mı.? Hz. Allah 'ın Kuran 'da ki beyanına bakılırsa yok, var ise de Zatı 'na malum.. Bütün insanlığın ilk atası Adem a.s, ilk anası Havva validemiz ise, Yaratanın Hz. Allah olduğuna imanımız var ise, başka bir din, başka bir yaratıcı aramak, akıl tutulması değil mi.?

Hz. Allah amellere değil, niyetlere bakar. ''Mü-min 'in niyeti, amelinden halistir'' buyrulmuş. Sizin amel dediğiniz haller, kulun Allah 'a yakınlaşması, Allah 'ı bilmesi için araçtır, gereçtir. Amaç değildir.

Amaç ''Allah 'ı bilmektir''..!
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Şayet becere bilirsek şöyle bir gerçek var.!

Kuran-ı Kerim, İncil 'den yaklaşık 610 yıl sonra indirilmiştir ve Hz. Allah bizlere, Evvelki Kitap ve Peygamberlere iman etmemizi, onların korunmasını 610 yıl sonraki göndermiş olduğu Kuran 'da buyurmaktadır.

Buna rağmen ne hikmetse, hala Ehli Kitap hakkında ileri geri tartışılıp durulur.

Önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak izleri üzerine, Meryem oğlu İsa’yı arkalarından gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat’ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil’i verdik.
Maide 46

İncil sahipleri, Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsinler
. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıklardır.
Maide 47

Ey Kitap ehli.! Siz, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça, bir şey üzerinde değilsinizdir” de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme.
Maide 68

Allah mü’minlerden, mallarını ve canlarını, onlardan cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O ’nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Tövbe 111

İman edenler; yani Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve sabiilerden
de Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara 62

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler
onu, tilavet hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, kitaba inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
Bakara 121

Hepsi bir değildir
; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secde ederek kapanarak Allah’ın ayetlerini okurlar. Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar salih insanlardandırlar. Onların hayır cinsinde yaptıkları şeyler karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
Ali İmran 113.114.115

Ehl-i kitaptan öyleleri var ki
, Allah’a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah’a boyun eğerek iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.
Ali İmran 199

Aşağıdaki ayette Hz. Allah, Ehli kitap ile akrabalığın önünü açıyor.

“Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır.
Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size helâldir.
Sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir.
Mü’min kadınlardan iffetli olanlar, daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere, mihirlerini vermeniz şartı ile size helâldir.
Kim inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O ahirette de ziyana uğrayanlardandır.”
Maide 5

İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar
da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmış kimseler değildir.
Maide 43

Diler isen bu manada daha fazla ayet paylaşabilirim.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
İslam 'da biatın önemini Hz. Mevlana Mesnevisinde şöyle ifade ediyor ;

“Ya Ali, şu hakikatı bil ki: Allah yolunda yapılacak ibadetlerin en yücesi, onun kullarına gönderdiği bir mürşidin maneviyatı gölgesinde bulunmak ona uymakdır.

Bu alemde herkes başka türlü ibadet yolu tutar. Herkes kurtuluş yolu olan bir Allah’a varış tariki arar.

Sen bu yolların hepsini bırak. O akil mürşidin ağûşunu seç. İçinde sana muhalefet eden gizli düşmanlardan tamamı ile kurtulmuş olursun. Böyle bir ibadet senin için bütün başka ibadetlerin üstündedir.

Bu ibadetle sen Hakk’a giden kafilenin başında olacaksın.” (Mevlânâ, Mesnevî-yi Şerîf, 3015)
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Bir kimsede iman oluşmadan, imanın altı şartını da acabasız kabul etmeden, kendince İslami yaşantısı, içi boş kovana benzer. Yapmış olduğu ibadetlerin hiç bir ehemmiyeti yoktur.

Çünkü, iman etmeden, Allah 'ın varlığını ve birliğini kabullenmek, ibadet ve taatları yerine getirme sorumluluğunu kula vermez.

Önce Allah inancı olacak, amentüye acabasız iman oluşacak ki, Hz. Allah 'ın emir ve Peygamber efendimizin tebliğine, yani ibadet ve taatlara kapı açılsın. Ama, önce iman..!

Hz. Ali r.a efendimiz şöyle buyurmuşlardır;

''Çocuğunuzu kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin''..!

Günümüzde forumlar, tv proğramlarının bir çoğu, radyo kanalları, her ne hikmetse iman konusuna pek değinmiyor. Kıssalar, rivayetler, ashabın hayatları gibi konuları, insanları duygu seline sürüklemek maksatlı olsa gerek, bolca anlatıyorlar.

Şu dua buna iyi gelir, şu halde iken bu duayı okuyun, sıkıntıda okunacak dua, isteklerde okunacak dua, falanın duası, filanın duası..! Allah inancı yok ise, amentüye iman yok ise, Hz. Allah 'ın emir ve yasaklarına uymak ve uygulamak yok ise..! Böylesi bir kulda dua ne işe yarar.? Hz. Allah o kulunu gale alır mı.?

Gerçeğe ulaştıracak olan, ahiret yurdu için elzem olan imanın şartları nerede.?

Bu konuları paylaşan kişilerin, satırları doldurmak, bir şeyler karalamak adına insanları oyalamaktan başka hiç bir amacının olmadığı kesin ve net. Çünkü hakikat adına, ellerinde bahsini edebilecekleri malzemeleri yok. Cennet ve cehennem ellerinden alındığında apışıp kalıyorlar.

Namaz kılan, inandığını, iman sahibi olduğunu söyleyen, günümüz insanlığına iman nedir, şartları nedir diye sorulacak olsa, sonuç gerçekten de üzücü olur. Hz. Allah bildiriyor;

Gören ile görmeyen bir olur mu.?
Bilen ile bilmeyen bir olur mu.?
İnanan ve inanmayan bir olur mu.?

Acaba bizler gördük mü, bildik mi, inandık mı.?

Her ne kadar ashabın hayatları bizlere ibret olması açısından önem arzetse de, ondan daha önemli olan ve kulu kurtuluşa erdirecek olan ''iman'' dır..!
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Her paylaşımımda sürekli vurguladığım ''amentüye iman'', İslam 'ın olmazsa, olmazıdır.

Çünkü kişi, imanı ile cennete girer, yaptığı ibadet ve taatlar ile de cennette makam elde eder. İşte bu yüzden iman olmazsa, olmazdır. Yapmış olduğumuz ibadet ve taatlarımızda her ne kadar eksiklerimiz, hatalarımız olsa da, sağlam bir imana sahip olmak, kişiyi ebedi alemde kurtuluşa erdirir.

Şöyle ki;

Yalnızca cennet sevdası, ya da cehennem korkusu ile yapılan ibadetler makbul sayılmaz. Emirlere uymak, yasaklardan korunmak, yalnız ve yalnız Allah rızası için olmalıdır. Allah 'ın rızası bütünü ile her bir zerreyi kuşatmış, cennet, cehennem de rızası içerisindedir.. Maddesi ve manası Hz. Allah 'ın ilim ve iradesinin tenezzülen zuhurudur. Bi-zatihi değil, izafidir, mecazidir.

Amentünün şartlarına, ne ifade ettiğine biraz tefekkür ederek bakar isek, bütünü ile varlığın yalnızca Hz. Allah 'a ait olduğunu, gayrı yaratılmışların, maddede ve manada var edilen her bir zerrenin yok mesabesinde olduğunu müşahade edebiliriz.

Hz. Mevlana 'nın ifade ettiği gibi, ''insanın yalnızca ismi var'' başkaca hiç bir şeyi yok.

Nefsinin yanı sıra yalnızca ismi insanoğlunun malıdır.

Proğramlanmış, önceden belirlenmiş bir hayatta, insanın ne kadar dahli olabilir ki.?

Şu kadar;

Allah 'tan başka ilah tanımamak, amentüye iman etmek, emredileni yerine getirip, nehyedilenden sakınmak, Hz. Allah 'a karşı samimi ve sadakatli olmak..!

Geçici dünya hayatındaki imtihanı geçebilmek için olması gerekenler olarak sıralaya biliriz..
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Kul olarak bakar isek, ten emanet, can emanet, mal, mülk, evlat emanet.

Dünya ve ahiret O 'nun taktiri..

Amentüde bildirilen, kader ve kaza Hz. Allah 'ın taktiri,

Hayrı ve şerri yaratan, Hz. Allah..!

Yaratan O, rızıklandıran O, öldürecek ve tekrar diriltecek olan yine O..!

Günahı ve sevabı taktir eden O, cenneti ve cehennemi taktir edecek yine O..!

Şimdi düşünelim, bize ait olan ne var.? İsim ve nefs ..! Daha başka ne var.? Hiç..!

Bu hiçliği hiç bir zaman unutmadan, varlığın, yalnızca Hz. Allah 'ın Zatına ait olduğu bilincinde olarak, amentüye imanın insan hayatındaki önemini anlamak daha kolay olacaktır.

Kavi bir imana sahip olmak için, bol, bol amentüyü okumak, şartlarında kendimizce hiç bir tahribat yapmadan, Hz. Allah 'ın emrettiği gibi inanmak, öldüktan sonra kurtuluşumuza vesile olacaktır.

Tahribat yapmadan 'daki kasıt, Hz. Allah amentüde ne buyuruyor.?

-Zatının varlığına ve birliğine inanmak,
-Meleklerine, ne kadar melaikesi var ise inanmak,
-Kitaplarına, tahrif edildi, değiştirildi gibi zan ve düşüncelere yer vermeden inanmak,
-Resullerine, ne kadar Peygamber göndermiş ise tümüne, birini bir diğerinden ayırd etmeden inanmak,
-Ahiret hayatına, kader ve kazanın, hayrın ve şerrin ancak Allah 'tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanmak,
-Ve kelime-i şehadet ki, imanın zirvesidir. Şahitlik ederim ki, Allah 'tan başka ilah yoktur, yine şahitlik ederim ki, Muhammed s.t.a.v Allah 'ın kulu ve Resulüdür...

Unutmayalım ki, Kuranın da, imanın da cüz'inden feragat, küllünden feragattır.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Biraz tefekkür edebilmek adına, insanoğluna verilen ömrün kısalığına, hatta hiçliğine dikkat çekmek isterim.. Fakat bu dikkati, kesin ve net bir hesap olarak düşünmemek gerekir. Sadece mukayese anlamındadır..

Hz. Allah Kuran 'da Ankebut sûresi 14. ayette buyuruyor ki;

''Andolsun ki biz, Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, o, bin yıldan elli yıl eksik onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi''.

Ayette, Hz. Allah Nuh a.s 'a dokuzyüz elli sene ömür verdiğini açıkça ifade ediyor.

Fakat, Hac sûresi 47. ayette ise;

''Onlar senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vaadinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saymakta olduğunuz şekliyle bin yıl gibidir''.

Şu noktaya dikkatleri çekmek istiyorum;

Hac sûresi 47. ayete göre, dünya hayatının bin günü, ahiretin bir günü ise, Nuh a.s, ahiret hesabına göre dünyada bir gün kadar yaşadı.. Diğer bir ifade ile, binde bir.. Rakamları ben vermiyorum. Hz. Allah böyle buyuruyor..

Zamanımız insanlarının ömrünü, yetmiş yıl, seksen yıl olarak düşünecek olursak, yıl bölü bin = ..?

Herkes kendi hesabını kendisi yapsın... Denir ya, ölüm meleği can almaya geldiğinde insan bakacak ki, dünyada bir kaç dakika kalmış.

Sonsuzluğun üzerine seksen yılı koyduğumuzda, nokta dahi etmeyecek.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
İmanın şartlarını ifade eder ayetlerden bazıları.!


-
İmanın ilk şartı olan, Allah 'ın varlığına inanmak,

Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra doğru olanlar, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ahkaf suresi 13

Başa gelen her musibet Allah’ın izniyledir. Kim Allah’a inanırsa onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi bilendir.
Teğabün suresi 11

Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona: “Benden başka İlah yoktur; bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım. Enbiya suresi 25

De ki: Bana sadece, sizin ilahınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Şu halde siz Müslüman kimseler misiniz.?
Enbiya suresi 108

Allah’a
çağıran, iyi iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Fussilet suresi 33

- Meleklere, Kitaplara, Resullere ve ahiret gününe iman,

Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, odur ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır.
Bakara suresi 177

Ey inananlar, Allah’a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse o, delalete uğrayanlardandır.
Nisa suresi 136

Gönderilen Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, mü’minler de iman ettiler. Onlardan her biri “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler.”
Bakara suresi 285

- Hayır ve şerrin ancak Allah 'tan olduğuna iman
,

Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bakara suresi 216

Eğer Allah sana bir zarar dokundursa onu, yine O'ndan başka kaldıracak yoktur ve eğer sana bir hayır dilese, O'nun keremini de geri çevirecek yoktur. Hayrını, kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, esirgeyendir.
Yunus suresi 107

- Öldükten sonra dirilmeye iman ;


“Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kafirlerdir.”
Mümtehine 13

Allah'a nasıl nankörlük edersiniz ki, siz ölüler idiniz, O sizi diriltti; yine öldürecek, yine diriltecek; sonra O'na döndürüleceksiniz.
Bakara suresi 28

Yahut şu kimse gibisini ki, duvarları, çatıları üstüne yığılmış ıssız bir kasabaya uğramıştı; "Allah, bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek.?" demişti. Allah da kendisini yüz sene öldürüp sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım" dedi.
Bakara suresi 259

Onları Rablerinin huzurunda durdurulmuş iken bir görsen. "Bu gerçek değil miymiş?" dedi. Dediler ki, "Evet Rabbimiz hakkı için gerçektir.!" "Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" dedi.
En'am suresi 30

Hiç bir açıklama ve tefsire ihtiyacı olmayan ayetler. İman ile ilgili ayetler, Hz. Allah 'ın lütfu ihsanı ile yorumdan uzak tutulmuş, açıklanmasına gerek yok. Ayetlerin hepsi de kesin ve net olarak biz kullara bildirilmiş.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Gaflet ile Hakk 'ı buldum diyenler,
Er yarın Hak divanında belli olur.

Ahir tedarikin gördüm diyenler,
Er yarın Hak divanında belli olur.


Öyle bir tezgah kuruluyor ki, insanların inanç ve imanlarını istismar edercesine, bidat ve hurafeler etrafta uçuşuyor.

İslam 'dan bi haber olanın, Müslüman 'dan, iman' dan haberi olabilir mi..? Onbeş temmuz 'un müsebbibi olanlar gibi, Allah, Peygamber hitapları ile, satırlar arasında zehir kusanların şerrinden, Rabbim insanları korusun. Kendinde olmayanı, varmış gibi gösterme çabası, elbette ki karşıya hulûl etmez. Laf nereden çıkar ise, oraya hükmeder.

Mana ilminin deryasına ulaşmadıkça, maneviyattan nasip alınamaz. Mana ilmine ermek için yalnız okumak ve yazmak yeterli değildir. Gerçekleri bu dünyada göremeyen, ahirette de göremez.

İnsan, sayi gayreti ile dünyada gerçekleri görmeye müsait yaratılmıştır. ''Dünya 'da ama, ahiretet ama''..! Dünyada gerçekleri göremeyen, ahirette kör olarak haşrolunacaktır, buyrulmuştur.

Bal, bal demekle ağız tatlanmaz. Çünkü;

Ahiret hayatı ne kadar gerçek ise, dünya hayatı da o kadar gerçektir. Ahiret için geçerli olan sermayenin tek kazanç yeri olan dünyadır ki, başka yer bu kazanç için uygun yaratılmamıştır. Yani dünya 'nın dışında başkaca bir kazanç kapısı yoktur.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
''İslama çağırırken Allah ’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir.? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez''.
(Saff suresi 7)

Allah’ı bilmeyen, ilahi terbiye almamış insan cehaletinden dolayı nankördür.!

Bilgisiz kişilerin nankörlüğünden Rabbime sığınırım. Bilen insanlarda buna benzer, normal olmayan hallerin zuhuru ender görülse de tahribatı büyük olur.!

Cehaletten kurtulamamış insan olmaya namzet kişi, cehlinden dolayı hiçbir zaman mazur değildir.!

Hazret-i Allah, Davut a.s 'a :

- “Ya Davud, cehaleti özür olarak kabul etmiyorumbuyurdu. Davud a.s,

- Ya Rabbi, sen her türlü noksanlıklardan münezzehsin. Lakin cehaletteki kastın nedir.? Diye sorduğunda.!

- Hz. Allah buyurdu ki ; ''Zatımı bilmemektir''..!


“Cehaleti de Hz. Allah yarattı” demek kasdi ilahiye uygun olur mu hiç.?

Dünyanın yaradılışındaki sırrı bilen insan, yaratılışa aykırı fikir üretmekten içtinap eder. Evliyaullah der ki;

Cahil insan kimin arabasına binerse onun türküsünü söyler.”

Bu kişilere halkın verdiği alim sıfatı, verdiği ve verilen olarak iyi düşünülmesi gerekir.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Hz. Allah 'ın, rahmet tecellilerini görmezlikten gelen, emri ilahileri umursamayan, yaratılışının sebebini düşünme isteğinden dahi yoksun, çok şeyleri bilen, velakin manevi ilim fukaralarını müşahede etmek, ehline zor olmasa gerek.

Bilenle bilmeyen bir olur mu.? Yaban arısı gibi her Hak 'tan bahsedeni, hakikatten bahsediyor zanneden şahsiyetlerin, topluma verdiği zarar, ziyan hesaba gelmez. Öyle büyük tahribatlara sebebiyet veriyorlar ki, verdikleri bu zararın kendileri de farkında değiller.

Bunun sebebi ne diye soracak olursak.!

Şahidi olmadıkları, olamadıkları, yalnızca varlığını kabul ettikleri bir Yaratıcı inancına sahipler. Şayet Hz. Allah 'ın subuti sıfatlarını müşahede edebiliyor olsalar, kelimeleri bu kadar hoyratça kullanamazlar. Doğru tektir. Ne kadar teferruatlı olursa olsun, tek olan doğru netice itibarı ile değişmez ve Hz. Allah ayetleri ile, (haşa) Zatı ile çelişmez.

Bahsi geçen konularda, yani Hz. Allah 'tan bahsedilirken yapılan itirazlara kulak asmamak, kaçamak, işine geldiği gibi cevaplarla geçiştirmek, gerçek manada hakikatten bahseden bir kişi için uygun değildir. Allah adına paylaşımlar yapma gayretinde olan kişinin, Hakk 'a ve hakikate uygun davranma zorunluluğu vardır.

Kişi kendisine ait bir platformda paylaşım yapıyor olsa farketmez. Ancak, bahsi konu Hz. Allah, belirlemiş olduğu yasaları, göndermiş olduğu kitap ve peygamberi olunca işler değişir. Ayetler ışığında bahsedilen hiç bir konu itiraz kabul etmez.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Hz. Ali r.a buyurdular ki:

Bir zaman gelir ki, İslamiyetin ancak ismi kalır. Yalnız adı müslüman ismidir. Başkaca hiç bir ibadet ve taat bilinmez. Kuran’ın da resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. Mescitleri tamir ederler. İçinde zikrullah yapılmadığından manen haraptır. İşte o zaman ehlinin şerlileri zamanın ulemasıdır. Fitne bunlardan çıkar. Yine fitne bunlara döner.

Denilir ki: Mü’minin üç kalası vardır: Birincisi mescit, ikincisi zikrullah ve üçüncüsü Kur’an okumaktır. Mü’min bu üçünden birini yaptığı müddetçe şeytandan korunur. Kal’ada mahfuz kalır.

Kesinkes bilelim ki, veraset yolu ile gelen zikrullah, ibadet ve taat, rahmettir, mağfirettir..

Ayne’l yakın ve Hakkal yakın..

Kula nasip olması rahmeti ilahi olan ve kişinin sayi gayretinde görülen, ihlasla yapılan ibadet ve taatların dünya yaşantısında dahi meyvesini görmek mümkündür. Manevi rehberlerimiz Peygamber efendilerimizle Hz. Allah ’ın kullarına bahşettiği mekarimi ahlak, ahlak-ı hamide bu türlü rahmeti ilahiyeye nail olmak için tertibi ilahidir.

İnsana bahşedilen cüz’i irade, manevi kazanca müsait kılınmış. Havfu reca üzre olmunmalı. İmanın şartı olan Amentü her halukarda ehli zakir kulların şahsiyetlerinde bariz görülmelidir.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
İnanmadığımız Allah ’a ibadet etmeyelim.

Evvela inanalım, sonra ibadet edelim. İman etmeyen kişiyi vazife yapıyorum zannı ile ibadete teşvik etmeyelim.

‘‘Bedeviler dediler ki: ‘‘İman ettik.’’
De ki: ‘‘Siz iman etmediniz, amma ‘‘Müslüman olduk’’ deyin.
''İman henüz kalplerinize yerleşmedi''.
Şayet Allah’a ve peygamberine itaat ederseniz amellerinizden bir şey eksiltmez.
Muhakkak ki Allah çok esirgeyen çok bağışlayandır.’’
(Hucurat suresi14)

Allah inancından sonra lazım gelen, itaat, emir ve yasaklara, dolayısı ile tebliğe uymak gerekir.

İbadetlerin herhangi bir kişiye farz olması için kendini tanıması lazımdır. Aradaki bu zaman Allah ’ı bilmek için yeterli kılınmış. Amentüye iman, imanın şartıdır, bu şartlardan bir tanesi noksan oldu mu, imanda o derece noksanlık var demektir. Küll olarak inanmıyorsa kişi imansızdır.

Hz. Allah 'ın varlığını kabul etmek, Müslüman olmak için yeterli kılınmıştır. Allah vardır, ''lailahe illallah'' diyen kişi Müslüman 'dır. Hangi lisan ile ifade ederse etsin, değişmez.

Şüphesiz, Rabbimiz Allah ’tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vaat olunan cennetle sevinin.! Derler.
(Fussilet suresi 30)

İbadet ve taatlarına bakmadan, Müslümanım diyen kişiyi, kendimizce hüküm vermeden bu ifadesini kabul etmemiz gerekir. Gayrı hüküm yalnızca Allah 'a aittir.

Evliyaullah bunu şöyle ifade eder; ''Kişinin nerede olduğuna değil, hangi maksatla orada bulunduğuna bakmak gerekir''.! der..

Mü-min 'in niyeti, amelinden halistir..!

Henüz amele dönüşmemiş, ancak halis bir niyet ile, Hz. Allah 'ın emir ve yasaklarına, Hz. Resulullah 'ın tebliğine uymaya çalışmaktır makbul olan.. Yapılan ibadetlerde, eksiklerimiz, noksanlıklarımız olsa da, öncesinde halis bir niyete sahip olmak gerekir.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Kişide Allah inancı oluşmaya başladığında, öncesinde akıl, gönüle hitap eder. Kişi imanında say-i gayreti ile sadık ve samimi olur ise, yani dil ile ikrar, kalp ile tastik ederse, akıl istemeyerek de olsa gönlün himayesi altına girer ki beklenen budur. Evliyaullah bunu şu şekilde ifade eder;

''Kalp sevgi ile donanırsa'', ismi ''gönül'' olur.!
Gönül olmaz ise, sevgi nereye konur.?


İlahi hakikatler, akıldan kalbe değil, kalpten akıla doğru giderler. Hz. Allah 'ın varlığını hisseden, kalp 'tir..! Akıl ise, yüzde yüz Hz. Allah 'ın varlığını ispata muktedir olmadığı gibi, yüzde yüz inkara da yeterli değildir.

Bütün kainat Hz. Allah 'ın ilim ve iradesinin tecellisidir. Bi-zatihi tecellisi değildir, ilahi bir feyizdir. Ancak unutmamak gerekir ki, madde ve mana her bir zerre, izafidir, mecazidir.

Yaratılan her şeyin sonu var, baki olan yalnızca Hz. Allah 'tır..!

Yaratanın şahsımıza ihsan eylediği imanımız bozulmasın istiyor isek; O ’na eş, ortak tanımayalım.!

Sakın, “ilmim var.!” diye birşeylere benzetmeye kalkışmayalım.!

Yaratıklara ilah süsü vermeyelim.!.

Bu dünyada hesabı sorulmaz ise, alem-i manada mutlaka sorulur; gafil olmayalım.!

Hz. Allah ’ın nuru yeryüzünü ihata etmiştir... Arz ve semanın nuru Hz. Allah ’ın nurudur.

Hz. Allah ’tan başka ibadete layık bir şahsiyet yoktur.

Bütün insanlar bir araya gelsinler, cepe alsınlar, haşa.!

Cenab-ı Hakk’ın emirlerine zıddiyetiyle yaşasalar, şan-ı ulûhiyyetine bir zarar veremezler. Hepsi iman etse de, Hz. Allah’ın emrini harfiyen yaşasalar yine Allah’ın şan-ı ulûhiyetine bir şey ekleyemezler.

''Ne eksiltebilirler ne ekleyebilirler''.

Onun için beşer olarak haddimizi bilelim, Hiç 'liğimizi unutmayalım.!
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Şaşı çırak...

Testicide çalışan şaşı bir çırak vardı. Ustası bunun gözlerindeki şaşılığa değil, bu hali ile başka yerlerde kolay kolay iş bulamayacağını düşünerek işe aldı.

Bir gün dükkana bir müşteri geldi ve ellerinde bulunan hazır testilerden hiç birisini beğenmedi. Ustaya aradığı testi şeklini tarif ettiğinde usta çırağına..!

- Evlat, içeride rafta bulunan testiyi getir dedi..

Çırak içeri girdi, rafa baktığında rafta iki adet testi gördü. Geri dönüp ustasına;

- Usta, rafta iki adet testi var. Hangisini getireyim.? Diye sorunca ustası çırağın şaşılığını hatırladı ve..

- Evlat, birisini kır, diğerini getir. Dedi..

Çırak rafta duran testiyi alıp yere vurduğunda.. Elde testi falan kalmadı. Çırak şaşı gördüğünü değil, sağlam gözü ile gördüğünü kırmıştı..

Kıssadan hisse..!

Kitap okuyarak ilim sahibi olduğunu düşünenler, gerçek zannettikleri bu bilgileri insanlara sunarken şaşı olduklarının farkında değiller.

Doğru tektir. Kuran-ı Kerim 'den bahsedilirken, bir ayet, başka bir ayetle asla çelişmez.

Ancak, ayetlere, hadis, rivayet, sahih mi, değil mi doğruluğu belli olmayan ifadelerle karşı duruş sergilemek, Hz. Allah 'ın ilmine, "şaşı" bakmaktır, şaşı görmektir.

Hz. Ali r.a efendimiz şöyle buyurmuşlar;

"İlim bir nokta idi, cahiller çoğalttı"..!

Cehalet
...! İlle de mektep, medrese görmemiş insan demek değildir.

Cehalet, hakikatin üzerini örtmeye çalışmak, hakikatin önünü kesmek, hakikati engellemektir.

Çok konuşan, çok yalan söyler..!

Her konuda bilgi sahibi olduğunu düşünen, hiç bir şey bilmiyor demektir.

Devamlı farklı konular açan, biri biriyle alakasız şeylerden bahseden, kopyala yapıştır ile paylaşım yaptığını zannedenlerin, aslında testici çırağından pek de farkı yoktur.

Abdulkadir Geylani k.s hazretleri buyururlar ki;

"Evlat, biliyorsan anlat, sözünden ibret alsınlar..
Bilmiyorsan sus da, seni bir insan sansınlar"..!


Maalesef, her sakallının dede olmadığı gibi, her şalvarlı da teyze değil...
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Tenasüh (Reenkarnasyon)

Dünyaya başka cesette tekrar gelirim” diye kendini avutma.

Tenasüh İslamiyet ile bağdaşmaz, küfürdür. “Reenkarnasyon”, müflis tesellisidir. Cenab-ı Hakk’a noksan sıfat isnadından başka bir görünümü yoktur.

“Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında: Rabbim der, lütfen, beni geri gönder. Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım. Hayır.! Onun söylediği bu söz laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecek güne kadar bir berzah vardır.”
(Mü’minun Sûresi, 99 -100)


Yani, doğdun, yaşadın ve öldün.. Kıyametten sonra, tekrar dirilineceği güne kadar belirlenmiş bir alem vardır ki, ruhların cennet ceya cehenneme girmeden, bekletildikleri alem.. İşte bu alem, berzah alemidir..

Henüz ceza yok, mükafat yok.. Fakat, kabir hayatı vardır ki.! Peygamberimiz efendimiz, Hz. Muhammed Mustafa s.a.v efendimiz bir hadisinde, ölen kişinin dünya hayatındaki haline göre, kabri;

''Ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur'' buyurmuşlardır..

Dolayısı ile İslam 'da, tenasüh, yahut reenkarnasyon diye bir hadise yoktur.. İman zafiyeti olan kişilerin uydurmasıdır, safsatadır.. İnsanın aklına şöyle bir soru gelmez mi.?

Tekrar dirilineceği zamana göre başka bir vücutta var olma diye bir şey yok amma, haşa.. Hz. Allah, defalarca kez vücuda gelmiş bir ruh 'un, hangisine mükafat, hangisine ceza verecek.?

Şayet günahkar bir kul ise, tekrar tekrar günahkar olması muhtemeldir. İmanlı bir kul ise de, aynını tekrar etmesi yine muhtemel. Peki bu kısır döngüyü Hz. Allah neden devam ettirme gereğini görsün.?

Ne ayetle bağdaşır, ne hadisle..

Şaşı çırak, şaşılığında berdevam...
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Tasavvufsuz yürünmez... Tasavvufsuz ''Allah'' bilinmez..!

Çünkü Allah’ın sıfatlarını idrak etmeden Allah’ı biliyorum diyemez insan, şahit değilsin, istediğin kadar oku.!

Allah’ın kanununa göre, ancak Allah’ın subut sıfatlarını anlarsın. Hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, tekvin, kelam, bunlara nail olmak için “üfürdüm” ne üfürdün ya Rabbi.? İşte bunu üfürdü. Bu tecelli edecek kişide, zuhur edecek.

Gerçek şehadet getirecek insan; “eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülüh” Subut, sıfatları, zati sıfatları değil, sakın .!

Karıştırmayalım bunları birbirine. Tasavvuf bu. Allah’ı bilecek, kulluğunu bilecek insan. Kulluğunu bilemedin, tehlikedesin Allah korusun. Allah’tan başka ilah yok, olmayacak da.

Peygamber efendilerimiz ilah değil. Burada da yanılıyor dünya, peygamber yarışına çıkarıyorlar. Allah’ın buyruğuna kulak verirsek: Onlar benim kulumdur, resülümdür, elçimdir, ayırt etmeyin birbirinden buyrulmakta..

Şeriatı ile yükümlü olduğumuz peygamberin izinden gitmek, kemalattır, ayrıcalıktır..
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Dünyada, kainatta, alemlerde tek Din İslam..! Başka din arayan hüsrandadır buyrulmakta.

Allah’tan başka ilah yoktur, illa Allah vardır” diyen kişi, müslümandır. Manasını yaşıyorsa mü’mindir, ittika sahibidir, müttakidir.!

İslam’ın lügat manası, ''bir olan Allah’ın iradesine bağlanmaktır''. İslam’ın Kur’an’daki anlamı, Hz. Allah’ın beyanı budur.!

“Size din olarak İslam’ı seçtim. Size dininizi tamamladım.” (Made sûresi 3)

Semavi bir din gelince evvelki din iptal olur” zihniyetini beşerin hafızasından nasıl sileceksek silelim.! Zira bu türlü inancın hakikate uygun bir yönü olmadığı gibi Kur’an-ı Kerim ’de de yeri yoktur.!

İslam 'dan başka bir din daha yok ki, iptal olacak olan bir din olsun..! Günümüzde yaşadığımızı zannettiğimiz İslam, bir çok elin girdiği, tevil ve yorumların dahil edildiği, yalın olmaktan uzak, neredeyse kişiselleştirilmiş bir yaşam tarzı gibi bahsedilmekte.. Neden mi.?

Elimizdeki herhangi bir Kuran mealine baktığımız zaman bunu net bir şekilde görebiliriz. Meal, bire bir karşılık demektir. Meal, yorum, açıklama, görüş, düşünce gibi ifadelere kapalıdır. Yalın ve net olarak Allah Kelamı 'nı ifade etmesi gerekir.

Oysa tüm meallerde, parantez, tırnak içi yazılarla, yazarın görüş, düşünce, inanışı ve yorumlarına yer verilmekte.

Kişi, Kuran 'ı okuduğunda kendi anladığından, anladığını yaşamaktan sorumludur. Allah şöyle demek istiyor, şunu ifade etmek istiyor, nüzûl sebebi şu gibi araya ilave edilmiş yorumlar, hem Hz. Allah 'a karşı yapılmış olan bir terbiyesizlik, hemde kul ile Allah arasına bir perdedir.

Nüzûl sebebine takılı kalmak da ayrı bir kusur. Çünkü Kuran evrenseldir ve kıyamete kadar bakidir. Mana itibarı ile her daim geçerli olan manasını, nüzûl sebebine bağlayıp dünde bırakmak gibi bir lüksü yoktur insanın.

Dedik ya, anladığımızdan sorumluyuz. Araya ilave edilmiş yorumlar, okuyanı ister istemez etkiler ve manasına bakmaya yönlendirir. Bu durum da kişilerin hakikatten uzaklaşmasına sebebiyet verir.

Meale ne için ihtiyaç duyulur.? Kuran 'ın manasını, içeriğini öğrenmek için..
Kuran nedir.? Allah Kelamı..
Öyle ise ise, Hakk Teala bana lutfettiği Kelamı 'nda ne buyurmuş, benden ne istiyor, ne bekliyor.? İşte bu noktada yalın ve net olması gerekirken, manaya hadsizce, edepsizce el sokmak, işin rengini tamamen değiştirmekte.

Okuduğumuz meallerde, mümküm olduğunca yazarların yorum ve açıklama kısımlarına itibar etmemek, Allah 'ın kelamına, buyruğuna daha yakın olmak anlamına gelir.. Kuran 'ın aslı tek ise, meal ve tefsiri de tek olmalı..

Menfaat ve maddi çıkar amacı taşıdığı için duramayan yazarlar, istedikleri kadar tefsir yazsınlar amma, hakikat aleminde Hz. Allah 'a karşı elbette ki bir sorumluluğu olacaktır.
 

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Bütün alemler, içerisinde bulunan, canlı ve cansız her bir zerrenin varlığı, Hz. Allah 'ın rahmet sıfatlarının tecellisidir.

Bi'zatihi değil, izafi 'dir, mecazidir..

Hz. Allah telafisi mümkün olmayan hiç bir şey var etmemiştir.

Rahmetin, merhametin, lütuf ve ihsanın, dolayısı ile her şeyin tek ve gerçek sahibidir ki, af ve mağfireti na'mütenahidir.

"Rahmetim gazabımı örttü" buyuran Hz. Allah, Zümer süresi 53. ayette;

"Ey nefsleri uğruna haddi aşan kullarım, benden ümidinizi kesmeyin" buyurmakta..!

Hz. Allah 'ı bilmeden, nefsinin kendisine sunduğu şeyleri hakikatmiş gibi paylaşan şaşı çırak diyor ki; Hiç bir şeyin telafisi mümkün değil..!

Her şeyin telafisini mümkün kılan Hz. Allah, neredeyse Kuran 'ın her ayetinin sonunda, rahmetinden, merhametinden, aff'u mağfiretinden bahsetmekte..

Yeter ki günahta kasıt ve ısrar olmasın, yeter ki hata işlediğimizde anında tövbeye yönelmesini bilelim.

Hz. Allah 'ı bilmeyenlerin, bir elinde cennet, bir elinde de cehennem var.. Bunlar ellerinden alındığında, hiç bir malzemeleri kalmaz..

Çünkü öncesinde cehenneme girip, azap çekeceklerine, sonrasında çıkıp cennete gireceklerine inanırlar.

Hz. Allah 'ın aff'u mağfiretinden habersizdirler. Allah 'ın merhametini, kendilerinde olduğunu düşündükleri merhamet kadar zannederler..

Bilse ki Allah 'ın ne olduğunu, ne olmadığını, işte o zaman rahmetin ta kendisinden bahseder ki, ne cennet kalır elinde ne cehennem...

Hz. Allah her günahı affeder.

Hz. Allah 'tan ümit kesmek, günahların en büyüğü olarak insana yeter de artar bile..!
 
Son düzenleme:

omer_ömer

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
22 Mart 2024
Mesajlar
188
Tepkime puanı
6
Son nefeste "lailahe illallah" demek..! Kolay mı.?

Yok canım, o kadar da kolay olmasa gerek.. Peki, neden zor olsun ki.?

Neden mi.? Ömrü hayatı boyunca Allah 'ın emrettiği ile iştigal etmeyip, nehyettiğinden sakınma.. Son nefeste "lailahe illallah" de kurtul..

Dedirtirler mi.?

Ebedi bir hayatı elde etmek bu kadar da kolay olmasa gerek..

.. Acabasız Allah inancı,
.. Amentünün altı şartına acabasız iman,
.. Emredilen ibadet ve taatlar, namaz, oruç, hac, zekat, kurban,

.. Bütün bunlara gerek kalmadan, son nefeste "lailahe illallah" deyip kurtulmak..!

Dedirtirler mi.?

Çok yakın sayılan bir kişinin şöyle bir durumuna şahit oldum;

Bu kişi kavaklıdere şarap fabrikasında işe başlamış, kurumdan hem maaş alıyor, hem de bedava alkol..

Uzatmadan...

Bu kişi sekerat halinde, yakınları..

- Baba, durumun ağır, lailahe illallah de.. İllallah de.. Allah de... Selavat getir... Tövbe de.. Diye ısrar ederlerken, kişi doğruluyor ve..

.. Dedirtiyorlar mı.? Deyip ruhunu teslim ediyor..

Onca zorlama, onca ısrar, başkalarının şunu de, bunu de demeleri hiç bir fayda vermiyor.

Son nefeste "lailahe illallah" diyebilmek bu kadar kolay mı.?
 
Üst Alt